14 Temmuz 2015 Salı
11 Temmuz 2015 Cumartesi
10 Temmuz 2015 Cuma
Düşünüyorum, o halde başarılı olmalıyım!
Peki ama nasıl? İşte başarının en çok sevdiği 10 altın kural.
Başarı İçin 10 Altın Kural!
1- Hedef koyun
İş hayatında başarılı bir birey olmanın ilk ve temel şartı hedef koymaktır. Hangi işi yaparsanız yapın; net, ulaşılabilir, ölçülebilir, zamanı belli ve spesifik bir hedefe sahip olunmalıdır. Ne istediğinizi ve nereye gittiğinizi bilmezseniz kaybolursunuz.
2- Stresi yönetin
Stresin iş hayatındaki başarıyı doğrudan etkileyen bir faktör olduğu biliniyor. Bir noktaya kadar motive edici bir özelliği olsa da yoğun şekilde stres yaşayan bireylerde dikkat dağınıklığı, verim azalması, motivasyonsuzluk gibi sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bunları yenmek için kısa molalar vermek, derin nefesler almak, planlı çalışmak, daha fazla sosyalleşmek etkili birkaç yöntem…
3- Planlı olun ve zamanınızı siz yönetin
Birçok çalışan, üzerindeki iş yükünün çok fazla olduğundan ve hiçbir şeyi yetiştiremediğinden şikayet eder. Bazı vakalarda bu durum doğru olsa da, temel sorun zamanın iyi yönetilememesinden kaynaklanır. Plansız çalışmak, zaman kaybına neden olarak bireylerin başarı oranını da düşürmektedir. Günü planlamak, hangi işin ne kadar zaman aldığını hesaplamak ve en önemlisi de ajanda tutmak, bu sorunu hızla ortadan kaldıracaktır.
4- Esnek olun
Kurallı olmak ve belirli bir disiplin altında çalışmak, verimi artıran sistemlerden biridir. Ancak iş yerinde hiçbir olay ya da kişiye karşı katı olmamak ve içinde bulunulan duruma göre hareket etmek, başarıyı getiren diğer faktörlerden biri. Hızla ortama ve duruma adapte olabilirseniz, sorunları daha hızlı aşarak ileriye bakabilirsiniz.
5- Dış görünüşünüz sizi yansıtsın
Toplumsal ya da kişisel iletişimin yüzde 55’ini beden dili ve hareketler oluşturur. Dış görünüşünüzün ve giysilerinizin sizi yansıtması, karşınızdaki ile iletişiminizi kuvvetlendirecektir. Bu yolla da kendinizi daha iyi ifade edebilirsiniz.
6- Deneyimlerinizi kullanın
Geçmiş dönemde yaşadığınız olaylardan elde ettiğiniz deneyimler, gelecekte nelerle karşılaşabileceğinizi bilmeniz açısından önemlidir. Bir şeyi bilmenin tek yolu onu deneyimlemektir. Bulunduğunuz noktada çok fazla kalmadan üstüne yeni bir şeyler katmalı ve ilerlemelisiniz. Konumunuzun bir üst seviyesini düşünmüyorsanız başarıyı da sevmiyorsunuz demektir.
7- Yaratıcı olun ve bunu gösterin
Birçok işte yaratıcı olmak başarıyı da beraberinde getirir. Yaratıcılık, kişinin ruh halinin de pozitif olduğunu gösterir. Burada önemli olan yaratıcı olduğunuzu çevrenize göstermek, bir anlamda bunu iş hayatında satmaktır. Negatifliklerinizi üzerinizden atarak yaratıcı olabilir ve başarıyı yakalayabilirsiniz.
8- Kısa molalar verin
Kol kuvveti yerine masa başı iş yapan kişilerin ortalama odaklanma süresi 20-40 dakika arasındadır. Ara vermeden, sürekli bir şekilde çalışmak zamanla işe olan motivasyonunuzu azaltacaktır. Ne iş yaparsanız yapın, kısa molalar vererek ya da farklı bir işe odaklanarak kendinize ve beyninize zaman tanıyın. Bu şekilde daha sürdürülebilir bir çalışma temposu yakalayabilirsiniz.
9- Hatalarınızdan dersler çıkarın
Birçok insan hata yapmaktan korkar. Ancak hata ve yanlış yapmadan herhangi bir şeyin doğrusunu öğrenmek mümkün değildir. Önemli olan bu hataların neden kaynaklandığını bularak bir kez daha tekrarlamamaktır. Eğer hatalarımızdan ders çıkarmazsak, sürekli aynı şeyleri tekrar ederiz. Geçmişte yaşanılan her şeyin bize bir deneyim kattığını düşünerek, gelecek için bunlardan bilgi çıkarmak, başarının size daha hızlı gelmesini sağlayacaktır.
10- Ön yargılarınızdan kurtulun
İş hayatında başarılı olmanın ve kariyer basamaklarını hızla tırmanmanın önündeki en büyük engel önyargılardır. Birçok kişi, yeteri kadar bilgi edinmeden ve dinlemeden, karşısındaki bireyler hakkında yargıya varır. Bu da olayları tüm gerçekliğiyle görmemizi engeller. Hayatınıza yeni giren kişiler hakkındaki önyargılarınızı azaltır ve bireyleri olduğu gibi kabul etmeyi öğrenirseniz, hem daha mutlu hem de daha başarılı bireyler olabilirsiniz. Kendinize sürekli farklı sorular sorarak önyargılarınızı ortadan kaldırabilirsiniz.
6 Temmuz 2015 Pazartesi
İtalya Venedik Mutfağı -Polenta ve Tarifi
İtalya Venedik Mutfağının en çok bilinen yiyeceklerinden birtanesi olan Polenta sade hazırlanabileceği gibi çeşitli otlar, peynirler ile de süslenerek zenginleştirilebilir. Polenta kızartılabilir, fırında pişirilebilir veya lapa olarak servis yapılabilir.
Venedik Mutfağının vazgeçilmez garnitürlerinden olan bu İtalyan Yemeği hafif ve yanındaki yemeğin tadını bastırmaz aromatik tatlarla birleştirilebilir.
İtalya Gurme Turlarının vazgeçilmez tatlarından birtanesi olan Polenta herkes tarafından beğenilen ve tüm yemeklere yakışan bir garnitürdür.
Polenta Nedir ve Nasıl Pişirilir?
Poleta Venedik Mutfağının en çok bilinen garnitürleri arasında yer almaktadır. İtalyan Mutfağının bu leziz garnitürü mısır unuyla hazırlanır. Kızartmasının yanı sıra Polenta ‘yı fırında pişirebilir veya şiş yapabilirsiniz.
Polenta yapımında dikkat edilmesi gereken en önemli konu ise mutlaka kısık ateşte
pişirilmesi gerektiğidir.
Polenta yapımında dikkat edilmesi gereken en önemli konu ise mutlaka kısık ateşte
Polenta Tarifi
Polenta İçin Gerekli Malzemeler
250 gr mısır unu
50 gr permesan peyniri
1 litre su
Tuz
50 gr permesan peyniri
1 litre su
Tuz
Polenta Yapımı
Yüksek ve geniş bir tencerede suyu içine tuzu da katarak kaynatın. Ardından ocağı kısıp, bir yandan düzenli olarak karıştırmaya devam ederken öte taraftan da yavaş yavaş mısır ununu ekleyin. Daha sonra tencerenin kapağını kapatıp, 10 dakika kadar pişmeye bırakın. Tencereyi ocaktan indirdikten sonra karıştırın ve tekrar kapağını kapatıp 15 dakika kadar çekmesini bekleyin. Polenta’yı ya böyle ya da henüz daha sıcakken düz bir zemine döküp şekil almasını bekleyip, dilimleyin. Zeytinyağında kahverengi olana kadar kızartıp servis yapabilirsiniz.
Polenta Tarifleri
Kızartma: Hazırladığınız Polenta’ nın içersine çok az miktarda tereyağı ekleyip kendi sıcaklığında karıştırarak eritilmeli içersine maydanoz kekik vs ekleyerek karıştırdıktan sonra Polentaya kare şekli verin. Buzdolabında soğuttuktan sonra kesip yağda kızartabilirsiniz. Domates veya yoğurt sosu oldukça yakışmaktadır.
Fırında: Hazırladığınız Poleta harcına parmesan peyniri rendesi ve kekik karıştırarak fırın tepsisine yayın. Harcın üzerine yine bol miktarda Parmesan Peyniri serperek 200 derece fırında üzeri kızarana kadar pişirin.
Yer Elması Yemeği
Orjinal Adı: Helianthus Tuberosus
Bilgi
Bileşikgiller familyasındandır. Anayurdu Amerika Kıtası'dır. On yedinci yüzyılda Avrupa'ya getirilmiş ve oradan birçok yere yayılmıştır. Ülkemizde de bolca yetiştirilen çokyıllık dayanıklı otsu bitkidir. 1,5 m'ye kadar boylanabilen topraküstü kesimleri, ayçiçeğine benzer. Ama, yaprak ve çiçekleri daha küçük olur. Yeşil renkli ve oval biçimli ince uzun yapraklarının ucu sivridir. Ağustos ile kasım ayları arasında açan 5-7,5 cm. çapındaki altın sarısı çiçekleri de iri sarı papatyalara benzer. Bitkinin konumuzu en çok ilgilendiren bölümü, patatese benzeyen bej, pembe-turuncu ya da açık kahverengi yumru kökleridir. Bol güneşli yerlerde, suyu iyi akıntılı (süzek) her türlü toprakta yetişen yerelmasının tarımı, daha çok fakir topraklarda yapılır. Ürün alındıktan sonra toprakta kalan minik yumruları ertesi yıl yeniden çimlendiğinden, aynı yerde başka tür bitkilerin yetişmesi güçleşir. Ancak, yerelması bitkisi aynı toprakta üst üste, yıllarca yetiştirilmeye dayanabildiğinden bu şekilde toprağı sarma durumu tarla sahibi için sakınca oluşturmaz. Bakıma da hiç gereksinim duymayan ve yetiştirilmesi çok kolay olan bitki, tohumlarıyla ya da yumruköklerinin bölünmesiyle üretilir.
Bileşikgiller familyasındandır. Anayurdu Amerika Kıtası'dır. On yedinci yüzyılda Avrupa'ya getirilmiş ve oradan birçok yere yayılmıştır. Ülkemizde de bolca yetiştirilen çokyıllık dayanıklı otsu bitkidir. 1,5 m'ye kadar boylanabilen topraküstü kesimleri, ayçiçeğine benzer. Ama, yaprak ve çiçekleri daha küçük olur. Yeşil renkli ve oval biçimli ince uzun yapraklarının ucu sivridir. Ağustos ile kasım ayları arasında açan 5-7,5 cm. çapındaki altın sarısı çiçekleri de iri sarı papatyalara benzer. Bitkinin konumuzu en çok ilgilendiren bölümü, patatese benzeyen bej, pembe-turuncu ya da açık kahverengi yumru kökleridir. Bol güneşli yerlerde, suyu iyi akıntılı (süzek) her türlü toprakta yetişen yerelmasının tarımı, daha çok fakir topraklarda yapılır. Ürün alındıktan sonra toprakta kalan minik yumruları ertesi yıl yeniden çimlendiğinden, aynı yerde başka tür bitkilerin yetişmesi güçleşir. Ancak, yerelması bitkisi aynı toprakta üst üste, yıllarca yetiştirilmeye dayanabildiğinden bu şekilde toprağı sarma durumu tarla sahibi için sakınca oluşturmaz. Bakıma da hiç gereksinim duymayan ve yetiştirilmesi çok kolay olan bitki, tohumlarıyla ya da yumruköklerinin bölünmesiyle üretilir.
Yerelmasının yumruköklerinin tadı enginara benzer. Bu tadı veren, yüksek oranda içerdiği inülin adlı maddedir. Nişasta bulundurmayan ve kalorisi sıfıra yakın olan tatlı yerelması kökleri çok iyi bir besin olduğu gibi, şeker hastalarına da salık verilir. Bitkinin sap ve yaprakları iyi birer hayvan yemidir. Ayrıca bitkinin yumruköklerinin mayalanmasıyla etanol (yani etil alkol ya da kısaca alkol) elde edilir. Yetiştirilmesi kolay olan, en fakir toprakta bile yılın dokuz ayında (sonbahar, kış ve ilkbaharda) ürün veren bitkinin alkol içermesi, ilerde enerji kaynağı olarak kullanılabileceğini akla getirmektedir.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Yerelmasının tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle sıralanabilir:
Yerelmasının tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle sıralanabilir:
• Bedenin direncini artırırken kan şekerini yükseltmediği için şeker hastalarına her zaman tavsiye edilen bir besindir.
• Emzikli annelerde süt gelişini artırır.
• İdrar söktürücüdür. Böbreklerin çalışmasını hızlandırır.
• Safra gelişini artırır.
• Müshil etkisi vardır.
• Cildi güzelleştirir.
• Cinsel gücü artırıcı (afrodizyak) etkileri olduğu ileri sürülmektedir.
• Emzikli annelerde süt gelişini artırır.
• İdrar söktürücüdür. Böbreklerin çalışmasını hızlandırır.
• Safra gelişini artırır.
• Müshil etkisi vardır.
• Cildi güzelleştirir.
• Cinsel gücü artırıcı (afrodizyak) etkileri olduğu ileri sürülmektedir.
Bu yararlı etkileri, bitkinin yumruköklerini bol miktarda yemekle sağlayabileceğimizden burada herhangi bir ilaç reçetesi vermiyoruz. Dileğimiz, sıcak ve soğuk yemekler halinde yenebilen yerelmasının, aynen patates gibi, sıklıkla günlük yemek diyetimizde yer almasıdır.)
Benim tarifime gelince ,
GEREKLİ MALZEMELER:
1 kilo yer elması
1 adet kuru soğan
3-4 adet havuç
1 tatlı kaşığı domates salçası
1/2 çay bardağı zeytinyağı
1 yemek kaşığı toz şeker
tuz
1 portakalın suyu+ üzerini kapatacak kadar su (elmalar gözükecek)
1 kilo yer elması
1 adet kuru soğan
3-4 adet havuç
1 tatlı kaşığı domates salçası
1/2 çay bardağı zeytinyağı
1 yemek kaşığı toz şeker
tuz
1 portakalın suyu+ üzerini kapatacak kadar su (elmalar gözükecek)
HAZIRLANIŞI:
Tenceremize yağ ,tavla zarı doğranmış soğan ve salça alınarak biraz kavrulur.Ardından soyup kararmamaları için suda beklettiğiniz elmalar büyük büyük doğranır ve havuçlarda büyükce doğranarak tencereye alınır .
Şeker ve tuz ilave edilir ardından bir portakalın suyu ve bu yetmeyeceğinden üzerini kaplayacak kadar yaklaşış+1 çay bardağı kadar eklenir ve suyunu çekip elmalar ve havuçlar yumuşayana kadar pişirlir üzerine maydanoz veya derotu ekleyebilirsiniz.
Tenceremize yağ ,tavla zarı doğranmış soğan ve salça alınarak biraz kavrulur.Ardından soyup kararmamaları için suda beklettiğiniz elmalar büyük büyük doğranır ve havuçlarda büyükce doğranarak tencereye alınır .
Şeker ve tuz ilave edilir ardından bir portakalın suyu ve bu yetmeyeceğinden üzerini kaplayacak kadar yaklaşış+1 çay bardağı kadar eklenir ve suyunu çekip elmalar ve havuçlar yumuşayana kadar pişirlir üzerine maydanoz veya derotu ekleyebilirsiniz.
Afiyet olsun.
SUTLU IRMIK HELVASI
Malzemeler:
1 su bardağı eritilmiş katı yağ
2 su bardağı irmik
3 su bardağı şeker
2 su bardağı süt, 2 su bardağı su
1 avuç dolmalık fıstık
Yapılışı:
1. Yağ eritilir. fıstık ve irmik koyu pembe oluncaya kadar kavrulur. Ocaktan alınır. içine şeker katılır ve bir güzel harmanlanır.
2. Su ve süt de ilave edilir. Ocağa tekrar oturtulur. Ağır ateşte karıştırılarak, Koyulaşıncaya kadar [muhallebiden daha koyu] pişirilir. Ocaktan alınır.
3. tencerenin ağzından bir bez gerildikten sonra, kapağı kapatılır. Dinlenmeye bırakılır.
NOT-1: Üzerine gerilen bez, buharın damlalaşarak helvanın üzerine akmasını ve sulanmasını önler.
NOT-2: Bu tatlı, süt katılmayıp 4 ölçü su kullanılarak da yapılır. DENEYENLERE AFIYET OLSUN
5 Temmuz 2015 Pazar
BAHARATLI TAVUK PINCHO

Malzemeler:
- Tavuk göğsü filetosu
- Ekmek dilimleri kepekli veya çavdar
olursa ıyı olur
- krem peynir
- taze roka yaprakları
- Baharatlar: Dereotu, hardal tohumu,
siyah ve kırmızı biber, kekik, mercanköşk ve tuz çiçek
- Yağı
- Çilek reçeli benca ev yapımı olursa
ıyı olur
Hazırlama:
Baharaları kendınıze gore karıştırmaya
başlayın Burada bireysel zevkine göre, daha fazla
veya daha az baharatlı, az ya da çok fazla ya da daha az aromalı tuz karışımı
istenen olcude.
Etin her iki tarafında cömertçe karışımı
yayın ve yaklaşık 30 dakika bekletin.
Bir tavada veya ızgarada pısırın
krem peynirı ekmek dilimlerine
surelim uzerlerıneroka yapraklarını koyun
Bu arada kızarantavuk dılımlerınıkoyup
uzerlerıne ev yapımı cılek recelını surelım
Afıyet olsun
Efsane biftek: Kobe
Steak yani biftek türü etler için tüm
dünyada genellikle sığır ve dana eti kullanılıyor. Izgarada çok kısa sürede
piştiği için etin, hayvanın en yumuşak yerinden kesilerek hazırlanması şart. Bu
yüzden sığırların ve danaların omurları üzerindeki etler en çok sevilen
beefsteak çeşitlerini (T-bone, Dallas steak) oluşturuyor. Ancak buradaki
önemli bir ayrıntıyı kaçırmamak lazım. Danalar, doğduklarından itibaren 25’nci
aylarında, etleri ideal yumuşaklıkta ve dolgunlukta oluyor. Hayvan yaşlandıkça
-ki bu dönemden sonra sığır olarak adlandırılıyor-, ağırlığı artıyor, kasları
sıkılaşıyor. Sığır etinden de harika lezzette biftekler çıkıyor, fakat yazının
söyleşi bölümünde sizlere aktaracağımız ‘dry-age’ metodu ile 4 hafta,
uygun ortamda dinlendirilmesi gerekiyor. Kobe bifteğine geçmeden önce Kobe
bifteğinin de elde edildiği Wagyu (Japon dilinde wa: Japon, gyu: sığır)
yani ‘japon sığırı’nın da aralarında olduğu etçi sığırların dünya
klasmanının ilk beşine bir göz atalım.
Simmental
Sığır Irkı:
Anavatanı İsviçre olan bu sığır ırkı,
besi hayvanı olarak yetiştirilmeye çok uygundur. Kısa zamanda besi alır, et
verimi yüksektir. Süt verimi de yüksek olduğu için kombine sığır ırkı grubuna
girer. Etteki randımanları yüzde 60 civarındadır. Uzun ömürlü sığır ırkları
arasındadır.
Angus
Sığır Irkı:
İskoçya’nın kuzey bölgelerindeki yerli
ırkların karışımından meydana gelmiştir. Diğer sığır ırkları arasında en fazla
etçi karaktere sahip türdür. Angusun etteki randımanı yüzde 75’e kadar çıkar.
Yağların kas lifleri arasında eşit dağılması sebebi ile çok lezzetli biftekler
elde edilir. Aynı zamanda pahalı bir sığır ırkıdır.
Hereford
Sığır Irkı:
Anavatanı İngiltere’nin Hereford
şehridir. Etçi bir ırktır. Hızlı kilo alırlar. Etteki randımanı yüzde 70’lere
kadar çıkar. Hem açık hem kapalı besiye uygunluğu nedeniyle tercih edilir.
Limousin
Sığır Irkı:
Fransa’nın Limousin bölgesinde
yetiştirilir. Etçi yönü kuvvetlidir. Eti yağsız ve ince liflidir. Dayanıklı bir
ırktır.
Wagyu
Sığır Irkı:
Anavatanı Japonya olan bu sığır çok
kaliteli etçi bir ırktır. Bu ırk öncelikle pirinç tarlalarında işçi öküzü
olarak yetiştirilmiş, 1635 yılından 1840 yıllarına kadar Japonya’da 4 bacaklı
hayvan eti yenmesi yasak olduğundan ırk, safkan durumunu korumuştur. Wagyu
sığır tipleri tajima, hida, hotori, shimane, kochi ve kumomoto diye bilinir.
Japonya’da özel kanunlarla bu sığır ırkı korunuyor.
Bifteğin
Anatomisi
Amerikan Tarım Bakanlığı (USDA), biftek
kalitesini 3 ana sınıfa ayırmış. Prime, Choice ve Select olarak adlandırılan bu
sınıflarda satılan etleri, birbirinden rengi yani içinde mermerleşme oranı,
sıkılığı, sululuğu ve yumuşaklığı ayırıyor. Yaygın kanının aksine etin rengi
beyaza ya da pembeye ne kadar yakınsa, kalitesi o kadar artıyor. Yani
kıpkırmızı bir eti ızgarada pişirmek pek de uygun değil. Ayrıca sığır eti ne
kadar çok kırmızı olursa, hayvanın yaşının ilerlediğinin ipuçlarını verir.
Şu an dünyada 3000 civarında Kobe
bifteği elde edilebilecek sığır sertifikasına sahip büyükbaş var. Bunların
tamamı Japonya’da. Benzersiz bir et olan Kobe bifteğinin yetiştirimesi kadar,
pişirilmesinin de kuralları var. En ilginci bu bifteğin kadınlar tarafından
pişirilmesi gerektiği. Çünkü Japonlar bu özel bifteğe sadece kadınların gereken
yumuşaklığı ve inceliği gösterebileceğine inanıyor.
Bifteklerin
‘Fua-Gra’sı
Japonya’nın wagyu sığırının eti diğer
cinsleri açık ara solluyor. Et tüketimi diğer dünya ülkelerinin çok gerisinde
olan Japonya’nın et dünyasına armağan ettiği bu simsiyah sığırın en önemli
özelliği, yağ dokusunun kasların çevresini sarmayıp, etin içine ince yağ
damarları halinde nüfuz etmesidir. İşte bu yağ, eti sulu, yumuşak ve lezzetli
hale getiriyor. Kobe bifteğini tarif etmek istersek, Japonların, ”Bütün
Kobe sığırları wagyu‘dur. Fakat her wagyu Kobe değildir.” deyişi ile
durumu özetlemiş oluruz. Kısaca çok şımartılmış bir wagyu ırkına Kobe sığırı
veya danası diyebiliriz. İşte bu şımartılmış wagyu sığırlarından elde edilen
biftek, bütün bifteklerin ‘fua-gra’sı (kaz ciğeri) olarak kabul
görür.
Peki bu efsanevi bifteğin elde edildiği
wagyu’ların nasıl şımartıldığını biliyor musunuz? Şehirden uzak, etrafında
trafik olmayan, sessiz çiftliklerde el bebek, gül bebek yetiştiriliyorlar.
Günlük masaj saatleri var, bakıcılar ağızlarına doldurdukları birayı veya
şarabı sığırın derisine püskürterek saatlerce masaj yapıyor. Bu yapılan yoğun
masaj, etin dış tarafındaki yağları azaltıp, etin içine bir ağ gibi işlemiş kas
lifi yağlarını zenginleştiriyor. Havuç, patates, çiftlikteki meralarda yetişen
özel otlar ve arpa küspeleriyle besleniyor, mayalanmayı artırıp etin içindeki
ince doku yağlarını zenginleştirmek için litrelerce bira içiriliyorlar. Sığırın
stres ve sinirini azaltmak amacıyla klasik müzik dinlettikleri bile rivayet
ediliyor. Bu yüzden birinci kalite Amerikan bifteklerinde yağ oranı yüzde 8-10
u geçmezken, Kobe bifteklerinde bu oran yüzde 25 ile 50 arasında değişiyor.
Etin içindeki mermerleşme yani ince doku yağları ne kadar yoğunsa bifteğin
kalitesi o kadar yükseliyor. Hatta birinci kalite bir Kobe bifteği yoğun
mermerleşmeden dolayı bir kalıp sabun gibi görünebiliyor. Bu özel bifteğin,
doğal olarak pişirilmesi de özel. Döküm ızgaralarda, ızgaraya değdirerek veya
dokundurarak mühürlemek şeklinde pişiriliyor. Bu pişirme usulüne ‘searing’
deniyor.
Kuru
Yaşlandırma (Dry-Aging) Nedir?
Kuru yaşlandırmadaki temel unsur,
ultraviyole lambalar ile mikroorganizmaların etin yüzeyindeki gelişimini bloke
ederken, süratli bir hava akımıyla etin yüzeyinde yavaş ve yüzeysel bir kurutma
oluşturmak. Bu süreç içersinde et yumuşar ve kısmi fermantasyon olarak
lezzetini artırır. Dolap içersinde havanın sürekli hareket halinde olması
nedeniyle et, içinde bulunan sıvıların yüzde 30’unu kaybeder. Bu safhada
kaybedilen sudan dolayı etin tadında bir yoğunlaşma olur. Ette bulunan doğal
glutamatın artmasıyla sığır etinin tadı artar ve beşinci tat olan umami tadı
hissedilir. Umami insan dilinin acı, tatlı, ekşi ve tuzlu gibi algıladığı
beşinci tattır. Soğuk havada (2 derece) yapılan bu lezzet artırıcı
olgunlaştırma, firelere neden olduğu ve zaman aldığı için bu süreci geçiren
etlerin fiyatını artırır. Biftekteki renk, süreç içersinde kırmızıdan yakut
kırmızısına veya eflatuna doğru değişebilir. Yaşlandırmanın yapıldığı özel
dolaplarda balık, aromalı sebzeler gibi diğer gıdaların konulmamasına çok
dikkat etmek gerekir. Çünkü et, bu süreçte bütün bu aromaları emer.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)




