5 Haziran 2014 Perşembe

If

If you can keep your head when all about you
Are losing theirs and blaming it on you;
If you can trust yourself when all men doubt you,
But make allowance for their doubting too;
If you can wait and not be tired by waiting,
Or, being lied about, don't deal in lies,
Or, being hated, don't give way to hating,
And yet don't look too good, nor talk too wise;

If you can dream - and not make dreams your master;
If you can think - and not make thoughts your aim;
If you can meet with triumph and disaster
And treat those two imposters just the same;
If you can bear to hear the truth you've spoken
Twisted by knaves to make a trap for fools,
Or watch the things you gave your life to broken,
And stoop and build 'em up with wornout tools;

If you can make one heap of all your winnings
And risk it on one turn of pitch-and-toss,
And lose, and start again at your beginnings
And never breathe a word about your loss;
If you can force your heart and nerve and sinew
To serve your turn long after they are gone,
And so hold on when there is nothing in you
Except the Will which says to them: “Hold on”;

If you can talk with crowds and keep your virtue,
Or walk with kings - nor lose the common touch;
If neither foes nor loving friends can hurt you;
If all men count with you, but none too much;
If you can fill the unforgiving minute
With sixty seconds' worth of distance run -
Yours is the Earth and everything that's in it,
And - which is more - you'll be a Man my son!

Rudyard Kipling
İnsan yaşlandıkça kökenine döner derler. O basit çocukluk alışkanlıklarını tekrar hatırlayarak, kendi hayatlarımızı ve aile yaşamlarımızı sürdürmenin yeni yollarını buluruz. Bu bizi, biraz bile olsa, doğanın ritimlerine bağlar. Yoğun geçen bir günün sonunda bahçemde dolaşarak akşam yemeğinde ikram edebileceğim bir şeyler aramak beni inanılmaz ölçüde tatmin ediyor. Sofrayı hazırlamak, mumlar yakmak ve oturup herkesle basit ve yeni hazırlanmış yemeklerin tadını çıkartmak da öyle.tabı bırde yapıgım yıyeceklerın ıstahla yenılmesı benı cok mutlu edıyor yerken ınsanların yuzlerındekı o guzel ıfade benım ıcın anlatılmaz bır duygu
Son yirmi yılda profesyonel anlamda mutfakta çalışmış olmak bana kaliteli malzemelerin yanı sıra, kendine güvenin de yemek pişirmede başarı açısından anahtar öneme sahip olduğunu gösterdi. Stressiz ve hatasız sonuçlar elde edilebilmesini temin etmek adına, tüm tariflerim mutfağımızda kapsamlı olarak ve profesyonelce test ettım. Amacım size rehberlik etmek. Yemek pişirmeyi sizler için daha eğlenceli ve daha değerli kılmak için sizlerle bilgimi, becerilerimi ve deneyimlerimi paylaşmak istiyorum. Yemek dili evrenseldir – herkesçe paylaşılabilir ve herkes ondan tat alabilir. Hangi mevsimde olursak olalım, nasıl bir bütçeye sahip olursak olalım, yemeğe eşlik edenler kim olursa olsun, güzel yemekler hepimizin hakkıdır. Ben boyle dusunuyorum
                                                                                          Saygılarımla  
                                                                                           executıve chef

                                                                                              AYKUT ACAR

Balıklar etlerinin cinsine göre siyah etli ve beyaz etli balıklar diye ikiye ayrılır


Beyaz etli balıklara, barbunya, tekir, levrek, kefal, lüfer, kalkan, mercan, dil, çipura, kırlangıc, yayın, mersin balığı, sudak ve turna balıkları verilebilir
Siyah etli balıklar ise palamut, torik, zargana, uskumru, kolyoz, kılıç, istavrit, hamsi, gümüş, sardalyedir

Beyaz etli balıkların sindirimi, siyah etlilere göre daha hafif ve kolaydır Jelatin içerdiklerinden haşlamaya ve balık suyu çıkarmaya da daha elverişlidir
Siyah etli balıklar da beyaz etlilere oranla daha yağlı olup, eti biraz daha ağırdır, sindirimi de zordur Jelatini az olduğundan haşlamaya ve balık suyu almaya pek elverisli değildir

Bir de alabalık, somon gibi eti pembemsi hatta kırmızı görünüşlü balıklar vardır ki aslında bunlar da beyaz etli balıklar sınıfındandır

KARAGÖZ
Bütün denizlerimizde, çoğunlukla Marmara ve Ege'nin ılıman sularının kayalıklarında yaşayan, bol bulunan ve sevilen yerli balıklarımızdandır Sürüler halinde yaşar Çesitli
türleri sularımızda yaşar Kuyruğu lekeli ve çizgili olanı ısparoz/ispari olarak tanınır Lezzetli eti ve bol avlanılmasıyla ekonomik değeri yüksek bir balıktır
Çipuranın yakın akrabası olan Karagöz, elips seklinde, yassı, gümüşi pulları olan yerli bir balıktır Baltabas, Sivrigaga, Sargos ve Mırmır gibi çeşitleri vardır Özellikle Mayıs-Temmuz ayları haricinde daha yağlı ve lezzetlidir Aynen Çipura gibi ızgarası, buğulaması, fırını ve çorbası çok gÜzel olur 1 kg ve daha büyüklerinin fırını tercih edilmelidir

KOLYOS
Uskumruya çok benzeyen bu balık uskumruyla beraber sürüler halinde göç eder Ayrıca Marmara ve Ege Denizi’nde yerli türleri de bulunur Tadı uskumruya nazaran oldukça yavan olduğundan genelde tavası yapılır Ocak ayı en yağlı zamanı olduğundan tuzlama için en ideal zamanıdır Tuzlaması cok guzel olur

LÜFER
Gezici balıklardan olan lüfer, Karadeniz'le Ege Denizi arasında dolaşır Büyümesinin aşamaları içinde değisik isimler alır:

boyları, 10 santimetreye kadar olanlar defheyaprağı,
15-18 santimetreye kadar olanlar çinakop,
18-25 santimetreye kadar olanlar sarıkanat,
28-35 santimetreye kadar olanlar lüfer,
35 santimetreden fazla olanları da kofana diye adlandırılır

Seyrek olarak kofanaların 60 santimetreyi aştığı, hatta 1 metreye ulaştığı görülmüştür Lüfer, sonbahar-kış aylarında en lezzetli ve olgun devrini yasar Yaz ortalarından
sonbahara kadar da kışlamaya geçerler
Akdeniz, Karadeniz, Marmara, Hint Okyanusu ve Atlas Okyanusu’nda sürüler dolaşan lüfer pullu bir göçmen balıktır Soğuk denizlerde yaşayanları daha yağlı olduğundan daha da lezzetli olur Ülkemizde Karadeniz’de ve İstanbul Boğazı ile Marmara Denizi’nde yakalananların tadı muhteşemdir Daha güney denizlerimize inildikçe yavanlaşır ve kendisine mahsus o guzel tad ve kokuyu kaybeder Eylul ortasından Ocak sonuna kadar olan zamanı en yağlı ve lezzetli zamanıdır Bu devre icinde ızgarası tavsiye edilir Çinekopun da ızgarası cok iyi olur, ancak mevsimi lüfere göre kısadır Kasım sonundan itibaren azalmaya baslar Diğer zamanlarda, büyüklüğüne göre pilakisi, buğulaması, kağıt kebabı ve tavası olur

ORKİNOS
Denizlerimizde yaşayan iri ve çok değerli bir balıktır Uzunlukları 3-4 metre ve ağırlıkları da 100-150 kilogramdan 800 kilograma kadar olabilir Çeşitli türleri vardır
Orkinos, sürü halinde yasayan gezici balıklardandır Yazın Karadeniz'e çıktıktan sonra sonbaharda Marmara'ya ve oradan da Ege'ye geçerek hemen bütün Akdeniz'i dolaşırlar

PALAMUT/TORİK
Karadeniz ve Marmara'nın en ünlü balığıdır Bahar aylarında beslenmek için Karadeniz'e çıkıp, sonbahardan itibaren kışlamak icin Marmara'ya, Çanakkale'ye kadar iner
Yetiştikten sonra büyümesine göre

küçüklerine Vanoz-Gaco,
10-25 santimetre çingene palamudu,
30-35 santimetre palamut,
40-45 santimetre kestane palamudu,
50-55 santimetre zindandelen,
55-60 santimetre torik,
60-65 santimetre sivri,
65-70 santimetre altıparmak,
70 santimetre ve üstü pecuta olarak adlandırılır

Taze tüketimi, ihraç ve endustri yönleriyle çok değerli olan bu balığın ü retimindeki azalma, ekonomik değerini tehlikeli boyutlara indirmektedir

En lezzetlileri Karadeniz ve Marmara’da avlanılan tipleridir Karadeniz ve Marmara
palamutunda baştan kuyruğa doğru muntazam çizgiler halinde giden, dördü
koyu, üçü açık yedi adet bant bulunur Ege’de yasayan, Tombik, Benekli Orkinos ve Yazılı Orkinos isimleri alan yakın akrabasında ise sırttan karına doğru dalgalar halinde inen en az 16 adet alacalı bant ile karın civarında en az üç adet siyah benek bulunur Bu cins genellikle palamut ile karıştırılır fakat lezzeti güzel değildir

Palamut avı Ağustos ayında başlar Önce Karadeniz’den sürüler halinde vanoz ve
çingene palamutu, Eylül’den itibaren de palamut gelmeye başlar En lezzetli
zamanı da Eylül başından Şubat ortalarına kadar olan zamandır Bu mevsimde cok yağlı olduğundan tavası biraz ağır kacar Bu nedenle ızgarası ve fırını tavsiye edilir Aynı mevsimde yahnisi de harika olur Diğer mevsimlerde tavası yapılabilir Palamut siyah etli bir balık olduğundan buğulaması ve çorbası tavsiye edilmez

Torik ve toriğin büyük boyları palamuttan daha cok yağlıdır Bu nedenle tuzlama ve
lakerdası tercih edilir

LEVREK, MİNEKOP, ESKİNE
12 değişik türden meydana gelen bu familya ılık ve tropik suların sığ kesimlerinde yaşar En irileri 1 metreyi gecebilir Ülkemiz denizlerinde 20 ila 60 cm arasında olurlar Bayağı levrek ve benekli levrek olmak üzere iki tipi mevcuttur Sırtlarındaki cok sayıda benek ile ayrılırlar Benekli levrek Güney Ege ve Akdeniz’de, bayağı levrek ise bütün denizlerimizde görülür Özellikle Ege sularında avlananların lezzeti çok iyidir
Karadeniz’de kotek olarak ta bilinen minekop ta bu familyanın diğer bir üydsidir Eskineye çok benzeyen minekoplar 30 ila 80 cm arasında olur 1 metreden büyük ve 20-25 kg olanlarına da rastlanmıstır Parlak mavimsi-gri renkteki vücudu sırttan karına doğru inen sarı çizgilerle bezenmiştir Karnı gümüşi beyazdır

Eskine ise bütün denizlerimizde görünen kıyıya yakın kayalık diplerde yaşayan bir türdür Ortalama 30 cm ve 600 gramdır 3-4 kiloluk irilerine de rastlanmıştır Sırtı kamburumsudur ve koyu kahve ile lacivert arası bir renktedir Karnı ise sarı-beyazdır
Yıl boyunca yenen levreğin çok lezzetli eti vardır En güzel mevsimi kış ayları ve
ilkbaharın başıdır Her türlü yemeği yapılan levreğin buğulaması, fırında kağıt kebabı ve mayonezlisi nefis olur Levrek özellikle şaraplı ve mayonezli balık yemeklerine çok uyumludur

TRANCA,SİNARİT
Tranca genelde sinaritlerin irisi için kullanılan bir isimdir Lagos ve orfozla büyük benzerlik gösterirlerse de ayrı familyalara mensupturlar

İSTAVRİT
Denizlerimizde sankanat istavrit (Akdeniz) ve karagöz istavrit (Karadeniz-Marmara) olarak iki türü yasar

Boylan karagözde 15-25 santimetre, en çok 30 santimetre,
sarıkanatta ise 30-50 santimetre olur Küçüklerine kraca denir

Gezici balıklardır Lezzetli eti, çesitli yemekleri ve bol avlanmasıyla ekonomik değeri enyüksek balıklardandır İstavrit, Marmara ve Boğaz’da balık avlamaya başlayanların ilk tanıştıkları balıktır Her mevsimde yakalanan istavritin en lezzetli olduğu zaman Kasım ila Şubat ayları arasıdır Tavası ve fırını çok güzel olur

İZMARİT
Ağzı koruklu, gözleri iri, sırt-göğus ve anus yüzgeçleri sert dikenli bir balıktır Sularımızda iki türü vardır: menekşe izmarit ve istargilos

Eti beyaz ve son derece lezzetlidir Tavası güzel olur Sonbahar ve kış aylarında ızgarası dahi yapılır İzmaritler ızgara yapılırken ayıklanmaz Olduğu gibi pişirilip bilahare derisi, bağırsakları ve kılcıkları ayıklanır Üzerine limon ve zeytinyağı ile kıyılmış maydanoz eklenerek hazırlanır Pulları kazındıktan sonra derisi tulum çıkarılarak yapılan tavası da çok güzel olur

KALKAN
Bir dip balığı olan kalkan, Karadeniz'in en tanınmış balıklarındandır Boğazlar, Marmara,
Ege ve Akdeniz'de seyrek rastlanır Gezici balık değildir 1 metre boya erişebilir Etinin lezzeti ve verimliliği ile ekonomik değeri çok yüksektir

Karadeniz’in bu ünlü balığı bütün yassı, oval vücudu, bir tarafı siyaha yakın diğer tarafı beyaz rengi ve beyaz tarafındaki düğmeleri ile tanınır Her iki tarafı siyah olan kaya kalkanı’na da nadiren rastlanır Kaya kalkanı daha cok Sinop, Samsun yörelerinde çıkar

İstanbul Boğazı’nın kuzeyinde, Karadeniz’in batısında avlanan kalkan bir tarafı siyah, bir tarafı beyaz olan kalkandır En lezzetli zamanı Ocak sonundan Mart ortalarına
kadardır Tavası cok guzel olur Buğulaması ve kağıt kebabı da yapılır İkbahar sonlarından itibaren Ağustos ayına kadar yakalanan kalkan yavrularının tavası nefis olur

KEFAL
Yaz ayları dışında lezzetli olan pullu ve göçmen olmayan bir balıktır Bütün denizlerimizde yetişir Sonbahar, Kış ve İlkbahar’da çok lezzetlidir Kefalin buğulaması ve pilakisi cok guzel olur Ayrıca likorinoz denilen tütsülüsü de çok makbuldur Bir kefal türü olan haskefalin kurutulmuş yumurtaları çok aranan bir deniz ürünü, bir mezedir Sarı kulak kefalin tavası ve fileto ızgarası da yapılır

Kefal alırken cok dikkat etmek, tercihan tanıdık balıkçıdan almak gerekir Çünkü kefal kirli ve bulanık suları çok sever ve buralarda diğer balıklar yaşamazken o yaşar Örneğin İzmir Körfezi’nde diğer balıklar yaşamazken kefal bol miktarda bulunmaktadır Bu gibi sularda yakalanmış kefal insan sağlığı icin büyük tehlike arzeder

KILIÇ
Ülkemizi çevreleyen denizlerde artık nadir görülen çok lezzetli bir balık türüdür Akdeniz ve Ege’de yıl boyunca, Karadeniz’de ise yalnız yaz aylarında görülür
Kılıç gibi uzun üst çenesi, lacivert-siyah sırt rengi ile tanınan bu balığın akrabası marlin bizim sularımızda bulunmaz Daha çok Atlas Okyanusu’nda Bermuda civarında bulunan bu balık pişince pembemsi et rengi, kafadan kuyruğa kadar uzanan sırt yüzgeci ve yuvarlak yerine enine yassı üst çenesiyle kılıçtan ayrılır
Her mevsimde yenebilen kılıcın en lezzetli zamanı Eylül-Şubat arasıdır
Bu balığın en güzel defne yapraklı şişi olur Izgarası ve kağıt kebabı da yapılır

MEZGİT
Marmara ve Karadeniz'de bol, diğer denizlerimizde az rastlanır Boyları 20-40 santimetre olabilir Gelincik ve bakalyaro ile aynı türdendir 30-40 metrenin altındaki derin sularda yaşar Lezzetli eti ve her mevsimde bolca avlarıılmasıyla ekonomik değeri yüksektir
Tavuk balığı olarak da bilinen mezgit bütün denizlerimizde bulunmakla beraber en çok
Karadeniz’de bulunur Mezgitin tavası, domatesli sotesi güzel olur

SOMON
Anayurdu Kuzey Amerika'dan dünyaya yayılmış, üretilmek üzere de ülkemize getirilmiştir Boyu, ortalama 60-100 santimetre, ağırlığı da 3-15 kilogram olabilir 150 santimetreye ulaşanları olur Hızlı akarsuların, oksijeni bol temiz sularında yaşar Doğal yetişenleri 2-3 metre yükseğe atlayıp yüzerek 2- 3,000 km'lik nehir kaynaklarına ulaşıp burada ekim-kasım arası üreme yapar Doğan yavrular, tekrar acı sulara iniş yapar Yetişkinleri denize de uyum gösterir Tatlı su balıklarından eti en lezzetli olanıdır
Ayrıca yumurtasından kırmızı havyar elde edilir Ekonomik değeri cok yüksektir

USKUMRU
Genelde 25-35 santimetre olan, 40 santimetreye kadar büyüyebilen, sürüler halinde yaşayan Marmara'nın yerli balığıdır Geçmişte Karadeniz ve Ege arasında büyük göçler yapan, eti çok lezzetli olan ve bol avlanılan uskumru, şimdilerde ekolojik nedenlerle seyrek rastlanan, adeta soyu tükenmek üzere olan bir balıktır
Az yağlı ve kurutulmuşuna çiroz denır

YAYIN
Akarsu ve göllerde yaşayan balıkların en büyüğüdür ve aynı zamanda en uzun yaşayanıdır

Ortalama 1-2 m'den 3 metreye kadar boy ve 150 kilogram ağırlığa
erişebilir 35-40 yıldan 100 yıla kadar da yaşayabilir

Tatlı su balıkları içinde eti en lezzetli balıklardan biridir Ekonomik değeri
çok yüksektir

KIRLANGIÇ
Bütün denizlerimizde bulunan kırlangıç ortalama 25-30 cm olup nadiren 75 cm’ye kadar olanlarına da rastlanmaktadır Sırt rengi kırmızıpembe, karuın ise pembe veya beyazdır Yakın akrabası olan öksüz’den, bu balığın pembe-gri veya komple gri sırtı, ve öksüzün ördek gagasını andıran ağız yapısı ile ayrılır
Her ikisi de lezzetli olup genelde kırlangıç tercih edilir
Kırlangıc ızgara ve tavaya uygun değildir Buğulaması, özellikle çorbası çok lezzetli olur Haşlanmış kırlangıcın ayıklanmış etleri mayonezli veya zeytinyağ-limon sıkarak soğuk olarak da meze olarak lezzetle yenebilir

İSKORPİT, ADABEYİ
Kırlangıçtan bahsedince iskorpit ve adabeyini atlamak olmaz Her ne kadar
aynı familyadan olmamakla beraber etleri ve uygun oldukları yemekler açısından çok benzerlik gösterirler İskorpit bütün denizlerimizde, adabeyi ise genelde Ege’e bulunur İskorpitin sırt dikenleri zehirlidir Bu nedenle balıkçıya ayıklattırılmalıdır

BARBUNYA
Sıcak ve ılık denizlerin kumlu, çamurlu sahillerinde 300 metreye varan derinliklerinde sürüler halinde yaşar Ortalama 12-15 santimetreden en çok 40 santimetreye kadar büyür Etinin lezzeti ve bol avanılmasıyla ekonomik değeri yuksektir

Kaya Barbunyası, Kum barbunyası, Ot barbunyası ve Paşa barbunu diye dört çesidi vardır Bunların icinde en makbulu kaya barbunyasıdır
Tekir ile cok karıstırılan bu balığın en lezzetli zamanı Temmuz ile Ekim ayları arasıdır Bu süre zarfında tavası, ızgarası ve kağıtta kebabı cok güzel olur Tekirden en büyük farklılığıkafasının daha uzun oluşudur Tekirin kafası küttür ve çene altında iki adet sakalı bulunur

TEKIR
Karadeniz dışında diğer denizlerimizde yazın rastlanır Boyları 15-35, en çok 25 santimetre olabilir Bol avlanılan, ekonomik değeri yüksek bir balıktır

Barbunyaya çok benzeyen ve yakın akrabası olan bu balık butun denizlerimizde avlanır Karadeniz ve Marmara’da avlanılanlar 6 ila 10 cm arasındadır Ege ve Akdeniz’de ise boyları Barbunya’yı yakalar Çene altı bıyıklarının uzunluğu, küt kafası ve birinci sırt yüzgecindeki sarı-siyah benekleri ile Barbunya’dan ayrılır Dört mevsim yenebilecek bu balığın en lezzetli zamanı, aynen Barbunya’da olduğu gibi Temmuz-Ekim ayları arasıdır Tavası ve kağıt kebabı çok güzel olur

ÇİPURA
Ege ve Akdeniz'in çok ünlü balığıdır Marmara’da az bulunur
Ortalama 25-35 santimetre boy ve 05-3 kilogram ağırlıkta, en cok 60 santimetre ve 6 kilogramda olabilir Yaz devresinde sığlarda, kıs aylarında da 35-40 metre derinliklerde yasar Eti cok lezzetlidir Ayrıca üretime de uygun olduğu için balık çiftliklerinde bol üretilir Çiftliklerde üretilen türlerin boyları ve ağırlıkları denizde doğal ortamlarında yetişenlere göre daha azdır

Büyüklerinin fırında pişirilmesi tercih edilmelidirBuğulama ve çorba icin her boyu kullanılabilir Tadı nefis olan bu balığı katkısız, yani ızgara veya fırında yenmesi tercih edilmelidir

DERE ALABALIĞI
[/B]Soğuk, temiz ve hızlı akıntılı nehirlerde çevresine bağlı olarak yasar Boyları 30-40, en çok 60 santimetre ve 05-2 kilogram ağırlıkta olabilir En değerli tatlı su balıklarından biridir Lezzetli ve yararlı etiyle ekonomik değeri çok yüksektir

GÖL ALABALIĞI
Kuzeybatı Anadolu, Abant ve 7 Göller Bölgesi'nde yaşar Çesitli turleri vardır Türüne göre renk, boy ve beslenme farklılıkları gosterir Genelde temiz, bol oksijenli soğuk sularda yaşar Boyları ortalama 25-40 santimetre olabilir

DİL BALIĞI
Denizlerimizde 10 metreden 300-500 metreye kadar derinliklerinde, kumlu, çamurlu veya çakıllı diplerinde fazla hareket etmeden ve uzun göçler yapmadan yaşar Boyları 20-25santimetre olur Dipteki omurgasızlar, küçük balıklar ve böceklerle beslenir
Kış aylarında eti dolgun ve lezzettli olur Tavası çok güzel olur İrilerinden fileto çıkarılıp sis veya salçalı fileto yapılabilir

HAMSI
Karadeniz’in simgesi haline gelmiş en ünlü balığıdır Marmara'da da bulunur Sürüler halinde yaşar ve 20 santimetreye kadar büyür Ocakmart arasında beslenmek için
sahillere yaklaşır Etinin lezzetli ve tüketimi çok çeşitlidir
Gümüş balığı ve sardalya hamsinin akrabalarıdır Boyu ortalama 12 cm olup azami 18-20 cm’ye kadar büyürler ve çok büyük sürüler halinde gezerler

Hamsi özellikle Karadeniz yöremizin temel gıdası, temel protein kaynağıdır
Fiyatının ucuz olması nedeniyle çok geniş kitleler tarafından tüketilirHamsinin hemen her türlü yemeği yapılır Izgara, tava, fırın, kağıt kebabı, buğulama, pilaki, yahni gibi
Siyah etli balık olmasına rağmen buğulamaya son derece uygundurYaz aylarında yağsız olduğu icin ızgara yerine tava veya buğulaması tercih edilmelidir Kış aylarında yakalananhamsi tuzlanıp saklanır Ayrıca balık yağı ve balık unu uretiminde de kullanılmaktadır

SARDALYA
Hamsinin yakın akrabası sardalya sürüler halinde yaşar ve kıyılar boyunca göç eder
Kurutularak, tuzlanarak hatta balık yağı ve balık unu elde etmekte kullanılır
Sardalya adı konserve işleminden dolayı konserve ile ozdeşleşmiştir Hatta ringa
konservesine de aynı ad verilir Sardalya Akdeniz’de 15-20 cm, okyanusta ise 30 cm’ye kadar büyür
Sardalya özellikle Portekiz, İspanya’nın Atlas Okyanusu kıyıları, Sicilya ve Malta’da çok avlanır ve tüketilir Bu ulkelerde birçok yemek sardalya üzerine kurulmuştur

Ülkemizde Kuzey Ege’de bolca yakalanan sardalyanın en lezzetli mevsimi Temmuz-Ekim aylarıdır Bu sürede çesitli ızgaraları, fırını ve kağıt kebabı, buğulaması ve pilakisi yapılabilir
Sardalya ızgara yada fırında pişirilirken, göğüs kısmı temizlenip içine, jülyen soğan ve maydonoz eklenirse lezzeti artar

Sardalyanın küçüğüne papalina denir Tirsi ise sardalyanın büyüğüdür Kıl tarzında cok kılcığı vardır ve sardalya kadar lezzetli değildir

USKUMRU
Kolyosa çok benzeyen ve sürüler halinde dolasan göçmen bir balıktır Denizlerimizde 30 cm civarında olan uskumru Kuzey Denizi’nde 50 cm’ye kadar büyür Uskumru büyüklüğüne göre üç değisik ad ile adlandırılır: Kaninarya, ciroz ve lapari

Bu süre içinde ızgarası, kağıt kebabı, dolması, köftesi ve tuzlaması çok güzel olurBu mevsimlerde yağlı olduğundan tavası tavsiye edilmez Subat’tan itibaren yağını kaybetmeye basladığından tavası yapılabilir Yazın yakalananlar ise pilaki ve tava icin uygundur Çirozlar kurutularak da tüketilir


4 Haziran 2014 Çarşamba

LIMON SOSU  HARDALLI

1/2 su bardağı limon suyu 
1 
su bardağı rafine yağ 
1 tatlı kaşığı 
tuz 
1 tatlı kaşığı hardal 

Önce
 limon suyunu, hardalı ve tuzu birlikte iyice karıştırınız. Sonra rafine yağı eklerken bir yandan da karıştırınız. İyice karıştıktan sonra sosluğa alarak servise 

BAİTA SOSU


1 adet soğan
4 diş sarımsak
200 gr kıyma
1 adet havuç
3 adet domates
2 dal taze fesleğen
1 çay bardağı rendelenmiş kaşar peyniri
1 tutam tuz
1 tutam karabiber

Soğanı soyup küçük küpler halinde doğrayın, sarımsağı ezin Zeytinyağını tavada ısıtıp soğan ve sarımsağı ekleyerek pembeleşinceye kadar kavurun Kıymayı ilave edin, suyunu salıp çekinceye kadar kısık ateşte kavurmaya devam edin.Havucu temizleyip rendeleyin Domatesin kabuklarını soyup klipler halinde doğrayın Fesleğen yapraklarını yıkayıp ince ince kıyın Havuç ve domatesi kıymalı karışıma ekleyin Fesleğen, tuz ve karabiber ilave edin Ilınınca üzerine parmesanpeyniri serperek servis yapın.


Not: Bu sosu makarnanın veya pilavın yanında sunabilirsiniz Pide ve ekmek üzerine sos olarak sürebilirsiniz afıyet olsun

DİDİM AYDIN TURKEY









BEARNISE SOSLU KUSKONMAZ YATAGINDA FENER BALIGI
3 kg. Fener balığı, temizlenmiş
1 dal taze biberiyenin yaprakları ve dalı
4 – 5 kaşık sızma zeytinyağı
Kuşkonmaz yatağı için
16 adet haşlanmış beyaz kuşkonmaz
2 kaşık tereyağı

Yapılışı

Balığın marinesi için 4 – 5 kaşık zeytinyağını biberiyenin yaprakları ile karıştırıp balığın üzerine iyice yedirerek döktüm. Biberiyenin sapını da iki üç parçaya bölerek balığın içine sapladım. Üzerini streçleyip şekilde balığı sosu iyice her yandan emmesi için ara ara ters yüz ederek 5 saat kadar buzdolabında marine etmelısınız
Balık marine olduğunda ızgaraya balığı atıp arkalı önlü pişmeye bırakın
Balığın pişmesine yakın diğer işlemleri uyguladım. Öncelikle bearnaise sosu ile başladım: Bunun için iki yumurtanın sarısını çelik bir tencereye alıp tel çırpıcı ile iyice çırptım. Beyaz şarap ve suyunu ekleyip çırpmaya devam et Bu karışımı bir kenara al
Sos için verilen malzeme listesindeki miktardaki tereyağını alıp kısık ateşte erittim. Ateş yağı yakmamak için kısık olmalı ve başında beklemelisiniz. Yağ eriyip sıvı hale geldiğinde yavaştan köpüklenmeye başlayacak; bu köpüklerin tamamını kaşık yardımı ile temizledim. Tereyağı tenceresini kenara alıp ateşin üzerine bu sefer yumurta karışımını aldım (ateşin gerçekten çok kısık olması gerekiyor sos kıvamı alması için bu karışımı tel çırpıcımla sürekli aynı yöne çırptım. Renginin sarılaşmaya başlayıp kıvamının da koyulaşmaya başladığını görünce tereyağını azar azar sicim gibi akıtarak çırpmaya devam ettim. Burada dikkat etmeniz gereken nokta tereyağının dibinde beyaz bir tabaka olduğunu göreceksiniz; bu tabakanın yumurtalı karışıma karışmasını istemiyoruz. Yani tereyağını yumurtalı karışıma eklerken dibine yaklaştığınızda durmanızda fayda var. Sosu kenara alıp azıcık ılıdıktan sonra içine ince kıydığım tarhun otunu, limon suyunu, kırmızı toz biberini ve tuzunu ekleyip karıştır. Sosumuz hazır.
En son da kuşkonmazı bir tavada tereyağı ile dağıtmadan, nazikçe sotele

Balık pişince bir servis tabağına balığı yerleştir Yanına kuşkonmazları koyarak üzerine iki kaşık sosundan gezdir. Sosun geri kalanını balığı ve kuşkonmazı tabaklara paylaştırdıktan sonra sofrada tabaklara paylaştır  afıyet olsun

OSMANLI  PİLAV


Malzemeler
                1 tüm tavuk veya 750 gr kuzu eti
                2 su bardağı pirinç
                1 çay bardağı nohut(akşamdan ıslatılıp kabuğu soyulmuş)
                1 çay bardağı çekirdeksiz sarı üzüm ( veya iri,çekirdekli Besni Üzümü)
                1 yemek kaşığı top karabiber
                1 yemek kaşığı yenibahar
                4 yemek kaşığı tereyağ
                1 yemek kaşığı zeytinyağı
                1 kuru soğan
Yapılışı
Tavuk veya kuzu eti haşlanır,didilir.Yeni bahar ve karabiber birlikte dövülür.Didilen ete serpilir.Soğan küp doğranır.2 yemek kaşığı tereyağ ve 1 yemek kaşığı zeytinyağı birlikte eritilir.Üzerine soğan eklenip kavrulur.Üzüm,nohut ve didilen tavuk eti kavrulan soğanın üstüne eklenir.
Ilık tuzlu suda yarım saat bekletilen pirincin suyu süzülür.Etin üzerine pirinç eklenir.Kaynar suyun yarısı   2 bardak pirince 3 bardaktan 2 parmak eksik kaynar su   eklenir.Tuz serpilir.Suyunu çekince kalan kaynar su eklenir.Piştikten sonra 1 kaşık tereyağ eritilip pilavın üstüne gezdirilir.

Pilav tenceresi 20 dk.   dinlendirilir   servis yapılır  afıyet olsun

IÇ PILAV


Porsiyon Sayısı: 100
Malzemeler       Miktar  Birim
Pirinç     6             kg
Tereyağı              600         gr
Kuru Soğan,Yemeklik Doğranmış             500         gr
Dolmalık Fıstık   200         gr
Dana Ciğer,Küp Doğranmış         500         gr
Su           8             lt
Kuş Üzümü        100         gr
Knorr Et Bulyon                160         gr
Kimyon                4             gr
Yenibahar           5             gr
Tarçın    4             gr
Karabiber            3             gr
Toz Şeker            10           gr
Dereotu              40           gr

Yapılışı: Pirinçleri tuzlu suda 1 saat ıslayın ve iyice yıkayarak süzdürün.Tencerede tereyağının yarısnı kızdırın ve sırasıyla kuru soğan,dolmalık fıstık ve dana ciğeri soteleyin.Suyu,ıslanmış kuş üzümünü,Knorr Et Bulyon'u ve dereotu harici geri kalan tüm baharatları ilave ederek 30 dk kısık ateşte kaynatın.Başka bir tencerede geri kalan tereyağını kızdırın ve ısladığınız pirinci 10 dkkavurun.Diğer tencerede kaynattığınız suyu pirince ilave edin ve kapağını kapatın.Kısık ateşte 30 dk pişirin ve demlendirin. Demlendikten sonra doğranmış dereotunu ilave ederek karıştırın ve servis edin.