6 Temmuz 2015 Pazartesi


Yer Elması Yemeği

Orjinal Adı: Helianthus Tuberosus
Bilgi
Bileşikgiller familyasındandır. Anayurdu Amerika Kıtası'dır. On yedinci yüzyılda Avrupa'ya getirilmiş ve oradan birçok yere yayılmıştır. Ülkemizde de bolca yetiştirilen çokyıllık dayanıklı otsu bitkidir. 1,5 m'ye kadar boylanabilen topraküstü kesimleri, ayçiçeğine benzer. Ama, yaprak ve çiçekleri daha küçük olur. Yeşil renkli ve oval biçimli ince uzun yapraklarının ucu sivridir. Ağustos ile kasım ayları arasında açan 5-7,5 cm. çapındaki altın sarısı çiçekleri de iri sarı papatyalara benzer. Bitkinin konumuzu en çok ilgilendiren bölümü, patatese benzeyen bej, pembe-turuncu ya da açık kahverengi yumru kökleridir. Bol güneşli yerlerde, suyu iyi akıntılı (süzek) her türlü toprakta yetişen yerelmasının tarımı, daha çok fakir topraklarda yapılır. Ürün alındıktan sonra toprakta kalan minik yumruları ertesi yıl yeniden çimlendiğinden, aynı yerde başka tür bitkilerin yetişmesi güçleşir. Ancak, yerelması bitkisi aynı toprakta üst üste, yıllarca yetiştirilmeye dayanabildiğinden bu şekilde toprağı sarma durumu tarla sahibi için sakınca oluşturmaz. Bakıma da hiç gereksinim duymayan ve yetiştirilmesi çok kolay olan bitki, tohumlarıyla ya da yumruköklerinin bölünmesiyle üretilir.
Yerelmasının yumruköklerinin tadı enginara benzer. Bu tadı veren, yüksek oranda içerdiği inülin adlı maddedir. Nişasta bulundurmayan ve kalorisi sıfıra yakın olan tatlı yerelması kökleri çok iyi bir besin olduğu gibi, şeker hastalarına da salık verilir. Bitkinin sap ve yaprakları iyi birer hayvan yemidir. Ayrıca bitkinin yumruköklerinin mayalanmasıyla etanol (yani etil alkol ya da kısaca alkol) elde edilir. Yetiştirilmesi kolay olan, en fakir toprakta bile yılın dokuz ayında (sonbahar, kış ve ilkbaharda) ürün veren bitkinin alkol içermesi, ilerde enerji kaynağı olarak kullanılabileceğini akla getirmektedir.
Tibbi Etkileri ve Kullanımı
Yerelmasının tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöyle sıralanabilir:
• Bedenin direncini artırırken kan şekerini yükseltmediği için şeker hastalarına her zaman tavsiye edilen bir besindir.
• Emzikli annelerde süt gelişini artırır.
• İdrar söktürücüdür. Böbreklerin çalışmasını hızlandırır.
• Safra gelişini artırır.
• Müshil etkisi vardır.
• Cildi güzelleştirir.
• Cinsel gücü artırıcı (afrodizyak) etkileri olduğu ileri sürülmektedir.
Bu yararlı etkileri, bitkinin yumruköklerini bol miktarda yemekle sağlayabileceğimizden burada herhangi bir ilaç reçetesi vermiyoruz. Dileğimiz, sıcak ve soğuk yemekler halinde yenebilen yerelmasının, aynen patates gibi, sıklıkla günlük yemek diyetimizde yer almasıdır.)
Benim tarifime gelince ,
GEREKLİ MALZEMELER:
1 kilo yer elması
1 adet kuru soğan
3-4 adet havuç
1 tatlı kaşığı domates salçası
1/2 çay bardağı zeytinyağı
1 yemek kaşığı toz şeker
tuz
1 portakalın suyu+ üzerini kapatacak kadar su (elmalar gözükecek)
HAZIRLANIŞI:
Tenceremize yağ ,tavla zarı doğranmış soğan ve salça alınarak biraz kavrulur.Ardından soyup kararmamaları için suda beklettiğiniz elmalar büyük büyük doğranır ve havuçlarda büyükce doğranarak tencereye alınır .
Şeker ve tuz ilave edilir ardından bir portakalın suyu ve bu yetmeyeceğinden üzerini kaplayacak kadar yaklaşış+1 çay bardağı kadar eklenir ve suyunu çekip elmalar ve havuçlar yumuşayana kadar pişirlir üzerine maydanoz veya derotu ekleyebilirsiniz.

Afiyet olsun.

SUTLU IRMIK HELVASI 
Malzemeler:
1 su bardağı eritilmiş katı yağ
2 su bardağı irmik
3 su bardağı şeker
2 su bardağı süt, 2 su bardağı su
1 avuç dolmalık fıstık
Yapılışı:
1. Yağ eritilir. fıstık ve irmik koyu pembe oluncaya kadar kavrulur. Ocaktan alınır. içine şeker katılır ve bir güzel harmanlanır.
2. Su ve süt de ilave edilir. Ocağa tekrar oturtulur. Ağır ateşte karıştırılarak, Koyulaşıncaya kadar [muhallebiden daha koyu] pişirilir. Ocaktan alınır.
3. tencerenin ağzından bir bez gerildikten sonra, kapağı kapatılır. Dinlenmeye bırakılır.
NOT-1: Üzerine gerilen bez, buharın damlalaşarak helvanın üzerine akmasını ve sulanmasını önler.
NOT-2: Bu tatlı, süt katılmayıp 4 ölçü su kullanılarak da yapılır. DENEYENLERE AFIYET OLSUN

5 Temmuz 2015 Pazar

BAHARATLI TAVUK PINCHO

 Açıklama: 2014 03 27 (7).JPG
Malzemeler:

- Tavuk göğsü filetosu
- Ekmek dilimleri kepekli veya çavdar olursa ıyı olur
-  krem ​​peynir
-  taze roka yaprakları
- Baharatlar: Dereotu, hardal tohumu, siyah ve kırmızı biber, kekik, mercanköşk ve tuz çiçek
- Yağı
- Çilek reçeli benca ev yapımı olursa ıyı olur

Hazırlama:

Baharaları kendınıze gore karıştırmaya başlayın Burada bireysel zevkine göre, daha fazla veya daha az baharatlı, az ya da çok fazla ya da daha az aromalı tuz karışımı istenen olcude.

Etin her iki tarafında cömertçe karışımı yayın  ve yaklaşık 30 dakika bekletin.

Bir tavada veya ızgarada  pısırın
  krem ​​peynirı ekmek dilimlerine surelim uzerlerıneroka yapraklarını koyun

Bu arada kızarantavuk dılımlerınıkoyup uzerlerıne ev yapımı cılek recelını surelım

Afıyet olsun 
Efsane biftek: Kobe


Steak yani biftek türü etler için tüm dünyada genellikle sığır ve dana eti kullanılıyor. Izgarada çok kısa sürede piştiği için etin, hayvanın en yumuşak yerinden kesilerek hazırlanması şart. Bu yüzden sığırların ve danaların omurları üzerindeki etler en çok sevilen beefsteak çeşitlerini (T-bone, Dallas steak) oluşturuyor. Ancak buradaki önemli bir ayrıntıyı kaçırmamak lazım. Danalar, doğduklarından itibaren 25’nci aylarında, etleri ideal yumuşaklıkta ve dolgunlukta oluyor. Hayvan yaşlandıkça -ki bu dönemden sonra sığır olarak adlandırılıyor-, ağırlığı artıyor, kasları sıkılaşıyor. Sığır etinden de harika lezzette biftekler çıkıyor, fakat yazının söyleşi bölümünde sizlere aktaracağımız ‘dry-age’ metodu ile 4 hafta, uygun ortamda dinlendirilmesi gerekiyor. Kobe bifteğine geçmeden önce Kobe bifteğinin de elde edildiği Wagyu (Japon dilinde wa: Japon, gyu: sığır) yani ‘japon sığırı’nın da aralarında olduğu etçi sığırların dünya klasmanının ilk beşine bir göz atalım.
Simmental Sığır Irkı:

Anavatanı İsviçre olan bu sığır ırkı, besi hayvanı olarak yetiştirilmeye çok uygundur. Kısa zamanda besi alır, et verimi yüksektir. Süt verimi de yüksek olduğu için kombine sığır ırkı grubuna girer. Etteki randımanları yüzde 60 civarındadır. Uzun ömürlü sığır ırkları arasındadır.
Angus Sığır Irkı:

İskoçya’nın kuzey bölgelerindeki yerli ırkların karışımından meydana gelmiştir. Diğer sığır ırkları arasında en fazla etçi karaktere sahip türdür. Angusun etteki randımanı yüzde 75’e kadar çıkar. Yağların kas lifleri arasında eşit dağılması sebebi ile çok lezzetli biftekler elde edilir. Aynı zamanda pahalı bir sığır ırkıdır.
Hereford Sığır Irkı:

Anavatanı İngiltere’nin Hereford şehridir. Etçi bir ırktır. Hızlı kilo alırlar. Etteki randımanı yüzde 70’lere kadar çıkar. Hem açık hem kapalı besiye uygunluğu nedeniyle tercih edilir.
Limousin Sığır Irkı:

Fransa’nın Limousin bölgesinde yetiştirilir. Etçi yönü kuvvetlidir. Eti yağsız ve ince liflidir. Dayanıklı bir ırktır.
Wagyu Sığır Irkı:

Anavatanı Japonya olan bu sığır çok kaliteli etçi bir ırktır. Bu ırk öncelikle pirinç tarlalarında işçi öküzü olarak yetiştirilmiş, 1635 yılından 1840 yıllarına kadar Japonya’da 4 bacaklı hayvan eti yenmesi yasak olduğundan ırk, safkan durumunu korumuştur. Wagyu sığır tipleri tajima, hida, hotori, shimane, kochi ve kumomoto diye bilinir. Japonya’da özel kanunlarla bu sığır ırkı korunuyor.
Bifteğin Anatomisi

Amerikan Tarım Bakanlığı (USDA), biftek kalitesini 3 ana sınıfa ayırmış. Prime, Choice ve Select olarak adlandırılan bu sınıflarda satılan etleri, birbirinden rengi yani içinde mermerleşme oranı, sıkılığı, sululuğu ve yumuşaklığı ayırıyor. Yaygın kanının aksine etin rengi beyaza ya da pembeye ne kadar yakınsa, kalitesi o kadar artıyor. Yani kıpkırmızı bir eti ızgarada pişirmek pek de uygun değil. Ayrıca sığır eti ne kadar çok kırmızı olursa, hayvanın yaşının ilerlediğinin ipuçlarını verir.

Şu an dünyada 3000 civarında Kobe bifteği elde edilebilecek sığır sertifikasına sahip büyükbaş var. Bunların tamamı Japonya’da. Benzersiz bir et olan Kobe bifteğinin yetiştirimesi kadar, pişirilmesinin de kuralları var. En ilginci bu bifteğin kadınlar tarafından pişirilmesi gerektiği. Çünkü Japonlar bu özel bifteğe sadece kadınların gereken yumuşaklığı ve inceliği gösterebileceğine inanıyor.
Bifteklerin ‘Fua-Gra’sı

Japonya’nın wagyu sığırının eti diğer cinsleri açık ara solluyor. Et tüketimi diğer dünya ülkelerinin çok gerisinde olan Japonya’nın et dünyasına armağan ettiği bu simsiyah sığırın en önemli özelliği, yağ dokusunun kasların çevresini sarmayıp, etin içine ince yağ damarları halinde nüfuz etmesidir. İşte bu yağ, eti sulu, yumuşak ve lezzetli hale getiriyor. Kobe bifteğini tarif etmek istersek, Japonların, ”Bütün Kobe sığırları wagyu‘dur. Fakat her wagyu Kobe değildir.” deyişi ile durumu özetlemiş oluruz. Kısaca çok şımartılmış bir wagyu ırkına Kobe sığırı veya danası diyebiliriz. İşte bu şımartılmış wagyu sığırlarından elde edilen biftek, bütün bifteklerin ‘fua-gra’sı (kaz ciğeri) olarak kabul görür.

Peki bu efsanevi bifteğin elde edildiği wagyu’ların nasıl şımartıldığını biliyor musunuz? Şehirden uzak, etrafında trafik olmayan, sessiz çiftliklerde el bebek, gül bebek yetiştiriliyorlar. Günlük masaj saatleri var, bakıcılar ağızlarına doldurdukları birayı veya şarabı sığırın derisine püskürterek saatlerce masaj yapıyor. Bu yapılan yoğun masaj, etin dış tarafındaki yağları azaltıp, etin içine bir ağ gibi işlemiş kas lifi yağlarını zenginleştiriyor. Havuç, patates, çiftlikteki meralarda yetişen özel otlar ve arpa küspeleriyle besleniyor, mayalanmayı artırıp etin içindeki ince doku yağlarını zenginleştirmek için litrelerce bira içiriliyorlar. Sığırın stres ve sinirini azaltmak amacıyla klasik müzik dinlettikleri bile rivayet ediliyor. Bu yüzden birinci kalite Amerikan bifteklerinde yağ oranı yüzde 8-10 u geçmezken, Kobe bifteklerinde bu oran yüzde 25 ile 50 arasında değişiyor. Etin içindeki mermerleşme yani ince doku yağları ne kadar yoğunsa bifteğin kalitesi o kadar yükseliyor. Hatta birinci kalite bir Kobe bifteği yoğun mermerleşmeden dolayı bir kalıp sabun gibi görünebiliyor. Bu özel bifteğin, doğal olarak pişirilmesi de özel. Döküm ızgaralarda, ızgaraya değdirerek veya dokundurarak mühürlemek şeklinde pişiriliyor. Bu pişirme usulüne ‘searing’ deniyor.
Kuru Yaşlandırma (Dry-Aging) Nedir?


Kuru yaşlandırmadaki temel unsur, ultraviyole lambalar ile mikroorganizmaların etin yüzeyindeki gelişimini bloke ederken, süratli bir hava akımıyla etin yüzeyinde yavaş ve yüzeysel bir kurutma oluşturmak. Bu süreç içersinde et yumuşar ve kısmi fermantasyon olarak lezzetini artırır. Dolap içersinde havanın sürekli hareket halinde olması nedeniyle et, içinde bulunan sıvıların yüzde 30’unu kaybeder. Bu safhada kaybedilen sudan dolayı etin tadında bir yoğunlaşma olur. Ette bulunan doğal glutamatın artmasıyla sığır etinin tadı artar ve beşinci tat olan umami tadı hissedilir. Umami insan dilinin acı, tatlı, ekşi ve tuzlu gibi algıladığı beşinci tattır. Soğuk havada (2 derece) yapılan bu lezzet artırıcı olgunlaştırma, firelere neden olduğu ve zaman aldığı için bu süreci geçiren etlerin fiyatını artırır. Biftekteki renk, süreç içersinde kırmızıdan yakut kırmızısına veya eflatuna doğru değişebilir. Yaşlandırmanın yapıldığı özel dolaplarda balık, aromalı sebzeler gibi diğer gıdaların konulmamasına çok dikkat etmek gerekir. Çünkü et, bu süreçte bütün bu aromaları emer.
~~ Pratik Bilgiler ~~

1) Gözlüğünüzün vidası çok çabuk çıkıyorsa vidayı takmadan önce, vidanın gireceği deliğe renksiz oje damlatın. Vidayı öyle takın.

2) Satın aldığınız ayakkabılar ayağınızı sıkıyor ise onları bir kaç dakika buhara tutun.

3) Makasınızı bilemek istiyorsanız, zımpara kâğıdı kesin.

4) Halıdaki sigara yanıklarından,­ yanık­ y­er­ler üzerinde zımpara kâğıdı ile dairesel hareketler yaparak kurtulabilirsiniz.

5) Mobilyaların yerlerini değiştirdiğinizde halıların üzerinde iz bırakır. Bu izleri yok etmek için izlerin üzerine bir parça buz koyun ve erimesini bekleyin. Daha sonra üzerinde elektrik süpürgesini gezdirin. İzden eser kalmadığını göreceksiniz.

6) Fermuarlı giyeceklerinizi çamaşır makinesine koymadan önce kapalı olup olmadığını kontrol edin. Açıksa zedelenebilirler.

7) Üst üste koyduğunuz bardaklar yapışıp çıkmıyorsa bir leğenin içerisine koyun. Üstteki bardağın içerisine buz koyup leğenin içerisine yavaş yavaş sıcak su koyun. Bardakların kolayca çıktığını göreceksiniz.

Satın aldığınız plastik ve cam eşyaların üzerine yapıştırılan etiketlerden kurtulmak için etiketin üzerine yemeklik margarin sürün ve 15 dakika bekletin. Bir bez ile ovalayıp yıkayın. Üzerinde hiç bir leke ve çizilme oluşmayacaktır.

9) Ütü yapmayı kolaylaştırmak ve süreyi azaltmak için ütü masasının kılıfının altına alüminyum folyo koyun. Sıcağı geri yansıtacağından ütü yapmak daha kolay olacaktır.

10) Bez pabuçların temizlenmesi sorun oluyor ise pabuçları bir yastık kılıfının içerisine koyun. Kılıfın ağzını kapayın ve çamaşır makinasında yıkayın. Yeni gibi olacaklardır.

11) Buz kalıplarınızı su ile doldurmadan önce bölmelere portakal, limon ve dilediğiniz meyve parçacıkları yerleştirirseniz dekoratif buzlar elde etmiş olursunuz.

12) Eğer ayaklarınız çok ısınıp şişiyorsa onları saatlerce sıcak suda bekletmeyin, aksine kolonya ile ovalayın. Bilekleriniz ve ayaklarınız şişmeyecektir.
13) Eğer ayaklarınız çok hassas ise, sıcak havalarda şikâyetleriniz artıyorsa, her sabah bir kaç damla zeytinyağı ile ovalayın.

14) Pamuklu giysilerinizin çekmemesi için ilk yıkamada bir gece soğuk suyun içerisinde bekletin, sonra yıkayın, çekmeyeceklerdir.

15) Dirsek ve topuklarınızın sertleşmesini istemiyorsanız, bir dilim limon ile ovun. Böylece yumuşacık olacaklardır.

16) Yeni bir tava satın aldığınızda ilk önce içinde bir miktar sirke kaynatın. Bu işlem ilerde kızartmalarınızın tavaya yapışmasını önleyecektir.

17) Cevizle dost olun. İçindeki yağ beyin hücreleri için çok yararlıdır. Kan şekerini düşürdüğü için şeker hastalarına da uzmanlar tarafından tavsiye edilir.

18) Duvarınıza çivi çakacağınız zaman işaretlediğiniz yerin üzerine çapraz bant yapıştırın. Çiviyi öyle çakın. Böylece duvarın alçısını çatlatmamış olacaksınız.

19) Kızartma yağını bir kaç kez kullanabilirsiniz. Kullanılır durumda olup olmadığını anlamak için kızgın yağın içerisine bir dilim ekmek atın. Ekmekte kara lekeler oluşmuyorsa kullanabilirsiniz.

20) Cevizlerin kabuklarını kolayca açabilmek için onları bir gece tuzlu suyun içerisinde bekletin. Böylece içleri de dağılmayacaktır.

KAVUN KOKUSU
Buzdolabındaki kavun kokusu son derece rahatsız edicidir.
Bunu gidermek için, dolaba sirke ile ıslatılmış bir peçete koymanız yeterli olur.

SOĞAN KOKUSU
Pek çok kişi pişmekte olan soğanın kokusundan hayli rahatsız olur.
Bunu önlemenin çok kolay bir yolu var: içine bir-iki karanfil atmak.

TUZLU YEMEK
Yemeğin tuzunu fazla kaçırdıysanız, tencerenin dibine birkaç dilim çiğ patates koyup pişirin. Yemeğin tuzu çekilecektir.

BALIK KOKUSU
Bıçağınızdaki balık kokusunu çıkarmak çok zordur.
Fakat kuru bir beze bir parça karabiber ekerek bıçağınızı iyice ovarsanız hemen çıkar.

BALIK YERKEN KOKUSU ELİNİZE SİNMEMESİ İÇİN
Balığı yemeye başlamadan önce elinizi limonla silerseniz. Elinize balık kokusu sinmez.
Yıkayınca balık kokusunun elinizde olmadığını göreceksiniz. Aslında bıçağınıza da bu yöntemi tatbik edebilirsiniz.

BALIK PİŞİRİRKEN
Balıkları kızartmak üzere yıkadıktan sonra kurulamanızda fayda var.
Bu surette balığın una ve yumurtaya daha iyi bulanmasını sağlamış olursunuz.

KİRLİ ELLER
Eliniz katran gibi yapışkan bir madde ile kirlenmiş olabilir.
Önce vazelinle güzelce silin. Ardında da sabunla yıkayın. Katrandan iz kalmaz.

ÇAMUR LEKESİ
Çamur henüz kurumamış ise, ipekli ve yünlü kumaşlarda iyice kurumaya bırakılmalıdır.
Sonra çamur sert bir fırça ile fırçalanır ve sirke sürülür.

YAPIŞAN BARDAKLAR
Üst üste koyduğunuz bardaklar yapışıp çıkmıyorsa bir leğenin içerisine koyun.
Üstteki bardağın içerisine buz koyup leğenin içerisine yavaş yavaş sıcak su koyun. Bardakların kolayca çıktığını göreceksiniz.

SÜTÜN TAŞMAMASI İÇİN
Sütü kaynatacağınız tencerenin ağız kısmına sıvı yağ sürerseniz sütün taşmasını önlemiş olursunuz.

ÜTÜ YAPARKEN
Ütü yapmayı kolaylaştırmak ve süreyi azaltmak için, ütü masasının kılıfının altına alüminyum folyo koyun.
Sıcağı geri yansıtacağından ütü yapmak daha kolay olacaktır.

CAM SİLERKEN
Camlarınızı silerken suyun içine biraz tuz koyarsanız hem daha kolay temizlenir hem de tertemiz, pırıl pırıl olur.

SARIMSAK KOKUSU
Ellerdeki sarımsak kokusunu çıkarmak için avucunuza biraz tuz alıp, hafifçe nemlendirdikten sonra iyice ovalayın.
Sabunla da iyice yıkarsanız sarımsak kokusunun çıkmış olduğunu göreceksiniz.

ARI ve SİVRİSİNEK SOKMALARI İÇİN
Kesme şekeri hafif ıslatın, sokulan kısmın üzerine hafifçe bastırın zehiri alır ve kaşınmayı şişmeyi önler.

TER KOKUSU
Ter kokusuna neden olan bakterilerden kurtulmak için pamuğu şekersiz ve alkol bazlı bir ağız gargarası ile ıslatın ve koltuk altlarına sürün.
Koltuk altlarını jiletle yeni temizlediyseniz, bunu denemek için bir gün bekleyin.

Sezen Aksu - Tükeneceğiz

1 Haziran 2015 Pazartesi

YUMURTA KABUĞU DEYİP GEÇME!
Çöpe giden yumurta kabuklarıyla aslında birçok şey yapılabildiğini biliyor muydunuz? Her evde kahvaltıda veya diğer yemek saatlerinde kullandığımız yumurtaların kabuklarını atmadan önce bir daha düşünün. Yumurta kabuklarında yüksek miktarda kalsiyum karbonat bulunur. Mineral yapıları da yemekler haricinde kullanılmalarını bu yüzden sağlar.
KOMPOSTLAMA.
Yumurta kabukları kolaylıkla parçalandığından, kompostlama için idealdir. İçerdikleri konsantre mineraller toprağı daha sağlıklı hale getirir.
Haşere mücadelesi. Haşereler farklı şekillerde ve boyutlardadır, ancak bahçelere zarar vermek için aynı çabayı sarf ederler. Yumurta kabuklarını ufalayıp bahçenize serperseniz, özellikle solucanları uzak tutmuş olursunuz. Üstelik kimyasal maddeler kullanmak zorunda da kalmazsınız.
TEBEŞİR.
Yumurta kabuklarını toz haline getirdikten sonra, birer çay kaşığı un ve sıcak suyla bir karışım haline getirin. Renkli tebeşirler elde etmek isterseniz, yemek boyası da ekleyebilirsiniz. Karışımı elde ettikten sonra, bunu bir kalem biçimine sokun ve bir kâğıt havluya sarın. Üç gün kadar kurumaya bıraktıktan sonra tebeşir kalemler elde etmiş olursunuz.

GİYSİ BEYAZLATICISI.
Yumurta kabuklarını ufak bir keten torba içinde limon dilimleriyle karıştırın. Bu keten torbayı çamaşır makinenize atıp giysilerinizle birlikte yıkadığınızda, beyaz giysilerin rengini koruduğunu ve grileşmediklerini göreceksiniz.

LEZİZ KAHVELER.
Makine kahvesi içiyorsanız ve acımtırak bir tat hissediyorsanız, makinenizin kahve koyduğunuz bölümüne bir yumurta kabuğu atın. Yumurta kabuğu kahvenizin tadını değiştirmez, sadece acılığını alır.

SU BORUSU TEMİZLEYİCİSİ.
Genellikle lavaboya yiyecek koymak boruları mahveder, ama yumurta kabukları ayrı bir hikâyedir. Büyük yiyecek parçalarını yakalar ve zamanla parçalarlar. Daha ufak parçalarsa ufaldıkça borulardan aşağı inerek tıkanıklıkları giderir.
Kalsiyum desteği. Birçok kişi yumurta kabuklarını her gün aldıkları birkaç bin miligram kalsiyuma ekler. Yumurta kabuklarını silip bir tencerede kaynatabilir ve bir fırın kâğıdına dizip on dakika boyunca 200 derecede pişirebilirsiniz. Daha sonra bunları bir kahve öğütücüsünde öğütün ve toz haline getirin. Bu karışımından bir çay kaşığı kadarını bir bardak suyla her gün tüketebilirsiniz.
YÜZ MASKESİ.
Yumurta kabuklarını bir yumurta akıyla havanda ufalayın ve yüzünüze maske olarak sürün. Bu karışım cildinizin gerilmesini sağlar.
Kaşıntılara merhem. Yumurta kabuklarını elma sirkesinde erittikten sonra, kaşıntılar için bir ilaç olarak kullanabilirsiniz. Bu karışımı cildinize sürünce, kaşıntılar ve kızarıklıklar kaybolur.
                                                              aykutACAR  executıve chef