Efsane biftek: Kobe
Steak yani biftek türü etler için tüm
dünyada genellikle sığır ve dana eti kullanılıyor. Izgarada çok kısa sürede
piştiği için etin, hayvanın en yumuşak yerinden kesilerek hazırlanması şart. Bu
yüzden sığırların ve danaların omurları üzerindeki etler en çok sevilen
beefsteak çeşitlerini (T-bone, Dallas steak) oluşturuyor. Ancak buradaki
önemli bir ayrıntıyı kaçırmamak lazım. Danalar, doğduklarından itibaren 25’nci
aylarında, etleri ideal yumuşaklıkta ve dolgunlukta oluyor. Hayvan yaşlandıkça
-ki bu dönemden sonra sığır olarak adlandırılıyor-, ağırlığı artıyor, kasları
sıkılaşıyor. Sığır etinden de harika lezzette biftekler çıkıyor, fakat yazının
söyleşi bölümünde sizlere aktaracağımız ‘dry-age’ metodu ile 4 hafta,
uygun ortamda dinlendirilmesi gerekiyor. Kobe bifteğine geçmeden önce Kobe
bifteğinin de elde edildiği Wagyu (Japon dilinde wa: Japon, gyu: sığır)
yani ‘japon sığırı’nın da aralarında olduğu etçi sığırların dünya
klasmanının ilk beşine bir göz atalım.
Simmental
Sığır Irkı:
Anavatanı İsviçre olan bu sığır ırkı,
besi hayvanı olarak yetiştirilmeye çok uygundur. Kısa zamanda besi alır, et
verimi yüksektir. Süt verimi de yüksek olduğu için kombine sığır ırkı grubuna
girer. Etteki randımanları yüzde 60 civarındadır. Uzun ömürlü sığır ırkları
arasındadır.
Angus
Sığır Irkı:
İskoçya’nın kuzey bölgelerindeki yerli
ırkların karışımından meydana gelmiştir. Diğer sığır ırkları arasında en fazla
etçi karaktere sahip türdür. Angusun etteki randımanı yüzde 75’e kadar çıkar.
Yağların kas lifleri arasında eşit dağılması sebebi ile çok lezzetli biftekler
elde edilir. Aynı zamanda pahalı bir sığır ırkıdır.
Hereford
Sığır Irkı:
Anavatanı İngiltere’nin Hereford
şehridir. Etçi bir ırktır. Hızlı kilo alırlar. Etteki randımanı yüzde 70’lere
kadar çıkar. Hem açık hem kapalı besiye uygunluğu nedeniyle tercih edilir.
Limousin
Sığır Irkı:
Fransa’nın Limousin bölgesinde
yetiştirilir. Etçi yönü kuvvetlidir. Eti yağsız ve ince liflidir. Dayanıklı bir
ırktır.
Wagyu
Sığır Irkı:
Anavatanı Japonya olan bu sığır çok
kaliteli etçi bir ırktır. Bu ırk öncelikle pirinç tarlalarında işçi öküzü
olarak yetiştirilmiş, 1635 yılından 1840 yıllarına kadar Japonya’da 4 bacaklı
hayvan eti yenmesi yasak olduğundan ırk, safkan durumunu korumuştur. Wagyu
sığır tipleri tajima, hida, hotori, shimane, kochi ve kumomoto diye bilinir.
Japonya’da özel kanunlarla bu sığır ırkı korunuyor.
Bifteğin
Anatomisi
Amerikan Tarım Bakanlığı (USDA), biftek
kalitesini 3 ana sınıfa ayırmış. Prime, Choice ve Select olarak adlandırılan bu
sınıflarda satılan etleri, birbirinden rengi yani içinde mermerleşme oranı,
sıkılığı, sululuğu ve yumuşaklığı ayırıyor. Yaygın kanının aksine etin rengi
beyaza ya da pembeye ne kadar yakınsa, kalitesi o kadar artıyor. Yani
kıpkırmızı bir eti ızgarada pişirmek pek de uygun değil. Ayrıca sığır eti ne
kadar çok kırmızı olursa, hayvanın yaşının ilerlediğinin ipuçlarını verir.
Şu an dünyada 3000 civarında Kobe
bifteği elde edilebilecek sığır sertifikasına sahip büyükbaş var. Bunların
tamamı Japonya’da. Benzersiz bir et olan Kobe bifteğinin yetiştirimesi kadar,
pişirilmesinin de kuralları var. En ilginci bu bifteğin kadınlar tarafından
pişirilmesi gerektiği. Çünkü Japonlar bu özel bifteğe sadece kadınların gereken
yumuşaklığı ve inceliği gösterebileceğine inanıyor.
Bifteklerin
‘Fua-Gra’sı
Japonya’nın wagyu sığırının eti diğer
cinsleri açık ara solluyor. Et tüketimi diğer dünya ülkelerinin çok gerisinde
olan Japonya’nın et dünyasına armağan ettiği bu simsiyah sığırın en önemli
özelliği, yağ dokusunun kasların çevresini sarmayıp, etin içine ince yağ
damarları halinde nüfuz etmesidir. İşte bu yağ, eti sulu, yumuşak ve lezzetli
hale getiriyor. Kobe bifteğini tarif etmek istersek, Japonların, ”Bütün
Kobe sığırları wagyu‘dur. Fakat her wagyu Kobe değildir.” deyişi ile
durumu özetlemiş oluruz. Kısaca çok şımartılmış bir wagyu ırkına Kobe sığırı
veya danası diyebiliriz. İşte bu şımartılmış wagyu sığırlarından elde edilen
biftek, bütün bifteklerin ‘fua-gra’sı (kaz ciğeri) olarak kabul
görür.
Peki bu efsanevi bifteğin elde edildiği
wagyu’ların nasıl şımartıldığını biliyor musunuz? Şehirden uzak, etrafında
trafik olmayan, sessiz çiftliklerde el bebek, gül bebek yetiştiriliyorlar.
Günlük masaj saatleri var, bakıcılar ağızlarına doldurdukları birayı veya
şarabı sığırın derisine püskürterek saatlerce masaj yapıyor. Bu yapılan yoğun
masaj, etin dış tarafındaki yağları azaltıp, etin içine bir ağ gibi işlemiş kas
lifi yağlarını zenginleştiriyor. Havuç, patates, çiftlikteki meralarda yetişen
özel otlar ve arpa küspeleriyle besleniyor, mayalanmayı artırıp etin içindeki
ince doku yağlarını zenginleştirmek için litrelerce bira içiriliyorlar. Sığırın
stres ve sinirini azaltmak amacıyla klasik müzik dinlettikleri bile rivayet
ediliyor. Bu yüzden birinci kalite Amerikan bifteklerinde yağ oranı yüzde 8-10
u geçmezken, Kobe bifteklerinde bu oran yüzde 25 ile 50 arasında değişiyor.
Etin içindeki mermerleşme yani ince doku yağları ne kadar yoğunsa bifteğin
kalitesi o kadar yükseliyor. Hatta birinci kalite bir Kobe bifteği yoğun
mermerleşmeden dolayı bir kalıp sabun gibi görünebiliyor. Bu özel bifteğin,
doğal olarak pişirilmesi de özel. Döküm ızgaralarda, ızgaraya değdirerek veya
dokundurarak mühürlemek şeklinde pişiriliyor. Bu pişirme usulüne ‘searing’
deniyor.
Kuru
Yaşlandırma (Dry-Aging) Nedir?
Kuru yaşlandırmadaki temel unsur,
ultraviyole lambalar ile mikroorganizmaların etin yüzeyindeki gelişimini bloke
ederken, süratli bir hava akımıyla etin yüzeyinde yavaş ve yüzeysel bir kurutma
oluşturmak. Bu süreç içersinde et yumuşar ve kısmi fermantasyon olarak
lezzetini artırır. Dolap içersinde havanın sürekli hareket halinde olması
nedeniyle et, içinde bulunan sıvıların yüzde 30’unu kaybeder. Bu safhada
kaybedilen sudan dolayı etin tadında bir yoğunlaşma olur. Ette bulunan doğal
glutamatın artmasıyla sığır etinin tadı artar ve beşinci tat olan umami tadı
hissedilir. Umami insan dilinin acı, tatlı, ekşi ve tuzlu gibi algıladığı
beşinci tattır. Soğuk havada (2 derece) yapılan bu lezzet artırıcı
olgunlaştırma, firelere neden olduğu ve zaman aldığı için bu süreci geçiren
etlerin fiyatını artırır. Biftekteki renk, süreç içersinde kırmızıdan yakut
kırmızısına veya eflatuna doğru değişebilir. Yaşlandırmanın yapıldığı özel
dolaplarda balık, aromalı sebzeler gibi diğer gıdaların konulmamasına çok
dikkat etmek gerekir. Çünkü et, bu süreçte bütün bu aromaları emer.