28 Şubat 2015 Cumartesi

Diyetisyen sevgili Tuba ÖNAL'ın kaleminden ''BİTTER ÇİKOLATANIN SAĞLIK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ NELERDİR ? ''
Beyaz, sütlü ve bitter çeşitlerinden sağlık için en yararlı olanı bitter çikolatadır. Çünkü bitter çikolata diğerlerine oranla daha yüksek antioksidan etkiye sahiptir.
Bileşiminde en az %18 kakao yağı ve en az %14 yağsız kakao kuru maddesi olacak şekilde en az %35 toplam kakao kuru maddesi içeren çikolatadır.
Ancak çikolatanın gerçek kakao yağından yapılmış olması gerekir. Bu da ağızda yağlı bir tat bırakmaz. Bitter çikolata da bulunan sağlıklı besin ögeleri; çözünür lif, potasyum, manganez, çinko, selenyum, bakır, magnezyum ve demirdir.
Haftada 50 gr yani 7-8 kareyi geçmeyecek şekilde bitter çikolata;
 Antioksidan kaynağı: bitter çikolata önemli bir antioksidan kaynağıdır. Biyolojik olarak aktif olan ve antioksidan olarak işlev organik bileşiklerle yüklüdür. Bunlar arasında polifenoller, flavonoidler sayılabilir. Bu sayede hücre yaşlanmasını geciktirir. Bu sebeple güçlü bir anti-kanserojen olarak kabul edilir.
 Kalp sağlığı: İsveçte yapılan 31,000'den fazla kadının katıldığı 9 yıllık bir araştırmada, haftada bir veya iki porsiyon bitter çikolata yiyenlerin, kalp yetmezliği riskini azalttığı gözlenmiş. Ancak Avusturalyada yapılan diğer bir çalışma yüksek kilolu bireylerde kan basıncını arttırdığını göstermiştir.
 Stresi azaltma: Bitter antidepresan olan serotonin içerir. Ayrıca yüksek flavanol içeriğiyle beyin fonkisyonlarında yükseltici etkiye sahiptir. Ayrıca bu etki cildin daha sağlıklı görünmesini sağlar. Yine bitter çikolatanın içinde bulunan flavin adlı madde, güneşin zararlı ışınlarına karşı cildi korurken, parlak ve sağlıklı görünmesini de sağlar.
 Kilo verme: Kopenhag üniversitesinde yapılan bir araştırma, bitter çikolatanın doygunluk hissi vererek yağlı, tatlı ve tuzlu gıdaları tüketme isteğini azalttığını ortaya koydu. 2-3 kare bitter çikolata tat duyularını tatmin edeceğinden, diyette olabilmesi muhtemel diğer kaçamakları engelleyecektir. Ayrıca flavanoidler insülin direncini zayıflatır. Kan şekerinin dengelenmesini sağlar.
ibi enfeksiyonlarda sarımsakla birlikte etkin bir role sahiptir. Öksürük söktürücüdür; bronşları temizler. Kemik erimesine iyi gelir. Kandaki şeker seviyesinin düşürülmesine yardımcı olduğu için şeker hastaları tarafından rahatlıkla kullanılabilir. İdrar söktürücüdür. Böbreklerde biriken kum ve taşların dökülmesine yardımcı olarak böbrek ağrısını dindirir. Egzama ve diğer cilt hastalıklarında kullanılır. Kalp damar sağlığı açısından faydalıdır. Çiğ olarak tüketildiğinde mideyi güçlendirir, sindirim sistemini uyarır, idrarı artırır. Ancak mide rahatsızlığı olanlar çiğ olarak tüketmemelidir. Kırmızı soğan sigara içenlerde biriken nikotinin vücuttan atılmasında önemli bir role sahiptir. Kanda yükselmiş olan lipit miktarını düşürür. Safrayı incelterek, karaciğerin rahat çalışmasını sağlar.
Evde boğaz pastili nasıl yapılır?
Malzemeler:
1 bardak toz şeker
1/2 bardak su
1 yemek kaşığı limon suyu
1 yemek kaşığı bal
1/2 tatlı kaşığı öğütülmüş zencefil
1/4 tatlı kaşığı toz halinde karanfil
Yapılışı:
Küçük bir tencereye şeker, su, limon suyu, bal, zencefil ve karanfili sırasıyla koyun. Karıştırarak erimesini sağlayın. 15-20 dakika kadar kaynamasını bekleyin. Ocaktan alın ve şurup kıvamına gelene kadar bekletin.
Kıvamlı malzemeleri minik parçalar halinde yuvarlayarak pastil şeklini verin. 20 dakika donmasını bekleyin. Arzuya göre üzerine pudra şekeri serpin. Pastil gibi ağızda erimesini bekleyerek tüketin. İsterseniz de çayınıza karıştırarak tüketebilirsiniz.

KİŞİSEL BİLGİLER

Ad,Soyad

:

 


Adres

:

Telefon

:

E-mail




:

Cinsiyet
:

 

Doğum tarihi
:

Medeni durum
:

Uyruk
:

 

Sürücü Belgesi
:

 

Askerlik Durumu
:

 

EĞİTİM BİLGİLERİ










İŞ DENEYİMİ








BİLGİSAYAR BİLGİSİ



YABANCI DİLLER

İngilizce


REFERANSLAR











KİŞİSEL BİLGİLERİ

ADI SOYADI



DOĞUM TARİHİ


MEDENİ HALİ


CİNSİYET

ADRESİ


CEP


HOBİLER

EĞİTİM

ORTAOKUL


LİSE



ÜNİVERSİTE

İŞ DENEYİMİ


REFERANSLAR
ADI SOYADI
GÖREV YERİ
GÖREVİ
CEP TEL NO
















Erişteli Tavuklu Patlıcan Malzemeler: 

1 tavuk göğsü 4 patlıcan 2 haşlanmış patates 1 soğan 2 diş sarımsak 1 yumurta 100 gr. kaşar peyniri galeta unu tuz, karabiber ERİŞTESİ İÇİN: 2 su b. erişte 1 kase domates sos 1 çorba k. salça 1 tutam fesleğen zeytinyağı , tuz , karabiber Hazırlama Tarifi: Tavuk göğsünü kıyma makinasından geçiriyoruz ya da satırla kıyarak kıyma elde ediyoruz. Haşlanmış patatesi ve soğanı da üzerine rendeliyoruz. Sarımsağı ince kıyarak ilave ediyoruz. Yumurtayı kırıyoruz. Tuzunu ve karabiberini atarak yoğuruyoruz. Kaşar peynirini küp doğrayıp harca ekliyoruz. Galeta unu koyarak kıvamını ayarlıyoruz. Patlıcanları uzunlamasına kesiyoruz. Izgara tavamızı yağlıyoruz. Patlıcanların tuzunu ve karabiberini attıktan sonra ızgarada çevirerek kızartıyoruz. Kızarttığımız patlıcanları yağlanmış fırın tepsisine diziyoruz. Fesleğeni doğrayıp patlıcanların üzerine serpiyoruz. Köfte harcından patlıcanların uzunluğunda köfteler yoğurarak patlıcanların üzerine yerleştiriyoruz. Tavuk göğüs eti yağsız olduğu için, pişerken kurumasın diye köftelerin üzerine sıvıyağ döküyoruz.Önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında pişiriyoruz.Tencerede su kaynatıyoruz. Tuzunu atıyoruz. Erişteyi suya atıyoruz ve haşlamaya bırakıyoruz. Erişte haşlandıktan sonra kalan suyunu süzüyoruz. Bir tencereye zeytinyağı döküyoruz. Doğranmış sarımsak ve fesleğeni ilave ediyoruz. Domates sosu ve salçayı da koyarak karıştırıyoruz. Sosumuz kaynayınca erişteyi ilave ederek karıştırıyoruz. Soslu erişteyi servis tabağına döküyoruz. Fırından çıkardığımız tavuk köfteli patlıcanları da tabağımıza alarak veya dilediğiniz şekilde süsleme yaparak servis ediyoruz afiyet olsun

11 Kasım 2014 Salı

 
HAVYAR, PANTOLON, AYAKKABI, PEYNİR" !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
Geçen gün bir marketin balık reyonunda gördüm.
Bilenler bilir, havyar (siyah) kutusu tipiktir.
Baktım, Rusça ve Kiril harflerinin taklidi İngilizce 'chaviar' yazıyor kapakta.
Bir de mersin balığı resmi. Altında da, "original product of Russia"yazmışlar.
Karadeniz’de mersin balıklarını bitirdik şükürler olsun.
Ruslar, Azeriler ve İranlılar uyanıklık yaptılar, Hazar Denizi'nde balığı yakalayıp ameliyatlayumurtasını alıp, balığı geri bıraktılar.
Biz Türk usulu çalıştık, balığı da, yumurtayı da yedik. (Hatta yumurtlama erginliğine gelmemiş balıkları da yedik).
Kavanozdan gördüğüm kadarıyla siyah inci taneleri parlıyor, tıpkı havyar.
Satıcıya sordum, "bu mersin balığı havyarı mı?", "evet abi"dedi.
"Neden ucuz?""Rusya'dan geliyor abi, Hazar havyarı".
Kavanozun altındaki etiketi de okumalı. Derin bilgiler var orada.
İçindekiler: Okyanus balık bulyonu (uskumru), Tuz, Zeytinyağı, Pektin E211, Sodyum benzoat. E202, Potasyum Sorbat, Doğal renk E153.
Muhteşem, değil mi?
Sen uskumruyu al, parçala, minik toplar yap, siyaha boya, koruyucu kimyasallarla harmanla ve elaleme "doğala özdeş haavyar"diye kakala.
Satan adamın haberi yok.

Baktım markette zencefilli gazoz da var, ithal etmiş büyüklerimiz,sağ olsunlar. İçinde zencefil var mı? Yok. Aroması da, rengi de yapay.
Ama kendisi doğala özdeş.

Bizim bir çiçekçi var, serada karanfil ve gül yetiştiriyor.
Satmadan önce üstlerine koku sıkıyor.
Doğala özdeş gül!
Zavallı bülbül!

Kayseri'nin en ünlü mantıcısına götürdüler, Kaşıkla diye bir yer.
'Yer' demek doğru değil, entegre tesis mübarek.
Bir kapıdan 80 kilo giren, diğer kapıdan 100 kilo çıkıyor.
"En iyi Kayseri mantısı burada"
Aldım iki kutu, eve getirdim koydum dondurucuya.
Bir ay sonra yemeğe kalktık, baktık mantı acılaşmış.
Niye ki? Et mi bozuldu?
Etin bozulması mümkün değil, çünkü et yerine soya kıyması kullanıyorlar, içinde et olan mantı neredeyse kalmadı.
Acılık içindeki azot gazından geliyor. Raf ömrü uzasın diye paketlenme aşamasında azotu basmışlar mantıya.
Doğala özdeş!

Bir bilgi daha:O, mantının raf ömrü uzasın diye içine konan azot gazı zamanla gıda zehirlemesine yol açıyor. Bunların hepsi doğayla özdeş gazlar. Onlara "gıda gazı" diyorlar. Azot gazı da, oksijen de istenmeyen durumlarda inert atmosfer oluşturarak gıdaların kısa sürede bozulmasını önlüyor. Mesela, taze etlere de oksijen gazı veriyorlar ki, hep taze, kıpkırmızıgörünsün raflarda. Yasal bunlar, girin internete "gıda gazı" diye yazın, görün neleryediğinizi.

Markete üzüm gelmiş. Kırmızı, iri, dipdiri şeyler. Erik gibiler maşallah!
Nereden geliyor bunlar? Şili'den.
Şili mi?
Evet!
Kaç gündür buradalar?
3-5 gün oldu.
Düşünün, Şili'nin bir köyünde topluyorlar bunları. Uzun yolculuklar sonunda bizim kasabaya kadar geliyor. Bir süre bizim manavda bekliyor. Alıyorsun eve getiriyorsun, evde de3-5 gün daha, bana mısın demiyor. Hala kütür kütür.
İyi ama, nasıl?
Şahane şeyler var, adına ilaç diyorlar. Üzümlere verilen bu ilaçlardan birinin etiketindeki faydaları sayalım mesela:
Dane büyüklüğünü arttırır,Dane ağrılığını arttırır,Dane şeklini daha düzgün olarak değiştirir, Tam olgunlaşmadan daneye parlak sarı yeşil rengini verir, Dayanıklı ve dirençli kabuk sayesinde hasat ve hasat sonrası olabilecek yaralanmalar en aza iner, hastalıklara direnç katar, Kullanım dozu yükseldiğinde sofralık üzümlerde hasadı geciktirir. Raf ömrü uzar.
Nedir bu?
Sitokinin.
Büyüme hormonu.
Bakın şu şansa ki, sitokinin insanda da aynı işe yarıyor. Sonra anneler şikayet ediyorlar "ee benim çocuk erken kıllanıyor!"
Bu dünya böyle hanım abla, sen üzümü alırken kıllanmazsan, çocuğun kıllanır.

Adana'da çiftçilerle çalışıyoruz. Yaz güneşi altında soğutması olmayan tankerle süt topluyorlar mandıralara.
Şöföre soruyorum "Bozulmuyor mu bu sıcakta süt?"
"Abi, tankere iki bardak hidrojen peroksit döküyorum, akşama kadar bir şey olmuyor."
Hidrojen peroksit dediği şey kadınların saçlarının rengini açmak için kullandıkları bir kimyasal.
Çok kötü değil, sadece canlıları öldürüyor.
Süte koyunca bütün bakteriler ölüyor, geriye bozulacak bir şey de kalmıyor.
Doğala özdeş süt!

Bu anlattıklarımın hepsi yasal.
Temel problem şu ki: İnsan doğa ilişkisi değişti.
İnsan yeni bir doğa kurgusu yaptı, kendini doğanın dışına aldı, doğayı alınır-satılır mal yaptı, sentetikleştirdi ve tüketime sundu.
Hal böyle olunca, insan kendinin doğal bir varlık olduğunu unuttu.
(Beşer işte, unutacak elbet)

İnternetten pantalon, ayakkabı, peynir, arkadaş ve sevgili edinmeyi marifet bildi.
Optik kabloların sunduğu hayatı da hayat bildi.İnsan artık bu!
Doğala özdeş!

Direnmek lazım.
Bakkalı, manavı, kasabı, süpermarkete karşı korumak lazım.
Semt pazarlarını kullanmak, pazarcı esnafıyla dostluk kurmak lazım.
Hijyen, reklam, ambalaj illizyonuna teslim olmamak lazım.
Bir de, son moda "Doğal ürün - Yöresel ürün pazarı" adıyla işin cılkını çıkartanlara karşı uyanık olmak lazım.

Ama en önemlisi, ara sıra doğaya çıkıp, derin derin nefes almak lazım.
Dilerim ki, Tanrı toprak ana ile gök babanın evladı olduğumuzu hatırlatmak için çok acı çektirmez.

Sunay Demircan

1 Eylül 2014 Pazartesi

Antioksidan : Vücut hücreleri tarafından üretildiği gibi, gıdalarla da alınan bir grup kimyasal maddedir. Gıdalarla alınan en önemli antioksidanlar, betakaroten, E ve C vitaminleridir.Vücudumuz için zararlı olan ve serbest radikaller adı verilen ve toksik (zehirli) etki gösteren bazı maddelerin oluşmasına neden olan etmenler vardır. Bunlar besinlerimizde bulunan katkı ve koruyucu maddeleri, petrokimya ürünleri, sigara, güneşin zararlı ışınları ve hava kirliliğidir. Soluduğumuz havadaki oksijen de  serbest radikallerin çıkmasına neden olur.  Vücudumuzda bulunan antioksidanlar, serbest radikallere karşı etki göstererek bunların zarar vermesini önler.
Bunları Biliyor musunuz?
* Bazı uzmanlara göre antioksidan üretimi 25 yaşından itibaren yavaşlamaktadır. Bu nedenle ilerleyen yaşlarda daha fazla ek antioksidan alınmalıdır.
* Antioksidanlar yalnızca sebze ve meyvelerde bulunmaz. Balık yağı, süt ve süt ürünleri ile selenyum açısından zengin olan balıkta da bulunur.
* Sebzeler ve meyveler pişirilince antioksidan değerleri azalır. Bu nedenle buharda pişirme yöntemi en uygun olanıdır.
* Üzümün kabuğu, içeriği ve çekirdeğinin ortalama 20 civarında değişik antioksidan madde ihtiva ettiği belirtilmektedir.
* Likopen, yaşlıların bedensel ve zihinsel sağlığını korumada son derece etkili bir antioksidandır. Likopen açısından zengin ender sebzelerden biri domatestir.
Antioksidan Bulunan Besinler
Yeşil Yapraklı Sebzeler : Yeşil yapraklı sebzeler özellikle kalp sağlığımız açısından önemli oranda antioksidan bulunan besinlerdir.
Lahanagiller : Brokoli, karnabahar, turp, Brüksel lahanası, beyaz lahana, hardal, kara lahana, şalgam önemli antioksidan bulunan besinlerdendir. Hem kanserden hem de kalp hastalıklarından korunmayı sağlar.
Soğangiller : Soğan ( taze ve kurusu), sarımsak, pırasa güçlü antioksidanlardandır. 
Kuru baklagiller : Soya fasulyesi, mercimek, kuru fasulye, nohut,  kuru bakla ve yulaf  besinleri antioksidan bulunan besinlerdir.
Zeytinyağı : Bileşimindeki tekli doymamış yağ asitleri kolesterolü düşürmede etkilidir. Aynı zamanda antioksidan etkisi de vardır.
Yağlı Tohumlar :  Badem, fındık, ceviz,  yerfıstığı  içerdikleri çoklu doymamış yağ asitleri, E vitamini, B6 vitamini ve magnezyum sayesinde kuvvetli birer antioksidan ve detoksifikanlardır.
Bunların Yanında : Enginar, üzüm, kayısı, ıspanak,yumurtanın sarısı, yeşil çay,  domates, çilek, kırmızı ve sarı biber, havuç, elma, nar, turunçgiller, kepekli tahıllar ve su ürünleri sağlık açısında son derece faydalı besinlerdir.