|
KİŞİSEL
BİLGİLERİ
|
ADI SOYADI
|
|
|
||
|
DOĞUM TARİHİ
|
|
||||
|
MEDENİ HALİ
|
|
||||
|
CİNSİYET
|
|
||||
|
ADRESİ
|
|
||||
|
CEP
|
|
||||
|
HOBİLER
|
|
||||
|
EĞİTİM
|
ORTAOKUL
|
|
|||
|
LİSE
|
|
||||
|
ÜNİVERSİTE
|
|
||||
|
İŞ
DENEYİMİ
|
|
|
|||
|
REFERANSLAR
|
ADI SOYADI
|
GÖREV YERİ
|
GÖREVİ
|
CEP TEL NO
|
|
|
|
|
|
|
||
|
|
|
|
|
||
28 Şubat 2015 Cumartesi
Erişteli Tavuklu Patlıcan Malzemeler:
1 tavuk göğsü 4
patlıcan 2 haşlanmış patates 1 soğan 2 diş sarımsak 1 yumurta 100 gr. kaşar
peyniri galeta unu tuz, karabiber ERİŞTESİ İÇİN: 2 su b. erişte 1 kase domates
sos 1 çorba k. salça 1 tutam fesleğen zeytinyağı , tuz , karabiber Hazırlama
Tarifi: Tavuk göğsünü kıyma makinasından geçiriyoruz ya da satırla kıyarak
kıyma elde ediyoruz. Haşlanmış patatesi ve soğanı da üzerine rendeliyoruz.
Sarımsağı ince kıyarak ilave ediyoruz. Yumurtayı kırıyoruz. Tuzunu ve
karabiberini atarak yoğuruyoruz. Kaşar peynirini küp doğrayıp harca ekliyoruz.
Galeta unu koyarak kıvamını ayarlıyoruz. Patlıcanları uzunlamasına kesiyoruz.
Izgara tavamızı yağlıyoruz. Patlıcanların tuzunu ve karabiberini attıktan sonra
ızgarada çevirerek kızartıyoruz. Kızarttığımız patlıcanları yağlanmış fırın tepsisine
diziyoruz. Fesleğeni doğrayıp patlıcanların üzerine serpiyoruz. Köfte harcından
patlıcanların uzunluğunda köfteler yoğurarak patlıcanların üzerine
yerleştiriyoruz. Tavuk göğüs eti yağsız olduğu için, pişerken kurumasın diye
köftelerin üzerine sıvıyağ döküyoruz.Önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında
pişiriyoruz.Tencerede su kaynatıyoruz. Tuzunu atıyoruz. Erişteyi suya atıyoruz
ve haşlamaya bırakıyoruz. Erişte haşlandıktan sonra kalan suyunu süzüyoruz. Bir
tencereye zeytinyağı döküyoruz. Doğranmış sarımsak ve fesleğeni ilave ediyoruz.
Domates sosu ve salçayı da koyarak karıştırıyoruz. Sosumuz kaynayınca erişteyi
ilave ederek karıştırıyoruz. Soslu erişteyi servis tabağına döküyoruz. Fırından
çıkardığımız tavuk köfteli patlıcanları da tabağımıza alarak veya dilediğiniz
şekilde süsleme yaparak servis ediyoruz afiyet olsun
5 Şubat 2015 Perşembe
3 Şubat 2015 Salı
11 Kasım 2014 Salı
İlk olarak Elif Seçil Deniz paylaştı:
HAVYAR, PANTOLON, AYAKKABI, PEYNİR" !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
Geçen gün bir marketin balık reyonunda gördüm.
Bilenler bilir, havyar (siyah) kutusu tipiktir.
Baktım, Rusça ve Kiril harflerinin taklidi İngilizce 'chaviar' yazıyor kapakta.
Bir de mersin balığı resmi. Altında da, "original product of Russia"yazmışlar.
Karadeniz’de mersin balıklarını bitirdik şükürler olsun.
Ruslar, Azeriler ve İranlılar uyanıklık yaptılar, Hazar Denizi'nde balığı yakalayıp ameliyatlayumurtasını alıp, balığı geri bıraktılar.
Biz Türk usulu çalıştık, balığı da, yumurtayı da yedik. (Hatta yumurtlama erginliğine gelmemiş balıkları da yedik).
Kavanozdan gördüğüm kadarıyla siyah inci taneleri parlıyor, tıpkı havyar.
Satıcıya sordum, "bu mersin balığı havyarı mı?", "evet abi"dedi.
"Neden ucuz?""Rusya'dan geliyor abi, Hazar havyarı".
Kavanozun altındaki etiketi de okumalı. Derin bilgiler var orada.
İçindekiler: Okyanus balık bulyonu (uskumru), Tuz, Zeytinyağı, Pektin E211, Sodyum benzoat. E202, Potasyum Sorbat, Doğal renk E153.
Muhteşem, değil mi?
Sen uskumruyu al, parçala, minik toplar yap, siyaha boya, koruyucu kimyasallarla harmanla ve elaleme "doğala özdeş haavyar"diye kakala.
Satan adamın haberi yok.
Baktım markette zencefilli gazoz da var, ithal etmiş büyüklerimiz,sağ olsunlar. İçinde zencefil var mı? Yok. Aroması da, rengi de yapay.
Ama kendisi doğala özdeş.
Bizim bir çiçekçi var, serada karanfil ve gül yetiştiriyor.
Satmadan önce üstlerine koku sıkıyor.
Doğala özdeş gül!
Zavallı bülbül!
Kayseri'nin en ünlü mantıcısına götürdüler, Kaşıkla diye bir yer.
'Yer' demek doğru değil, entegre tesis mübarek.
Bir kapıdan 80 kilo giren, diğer kapıdan 100 kilo çıkıyor.
"En iyi Kayseri mantısı burada"
Aldım iki kutu, eve getirdim koydum dondurucuya.
Bir ay sonra yemeğe kalktık, baktık mantı acılaşmış.
Niye ki? Et mi bozuldu?
Etin bozulması mümkün değil, çünkü et yerine soya kıyması kullanıyorlar, içinde et olan mantı neredeyse kalmadı.
Acılık içindeki azot gazından geliyor. Raf ömrü uzasın diye paketlenme aşamasında azotu basmışlar mantıya.
Doğala özdeş!
Bir bilgi daha:O, mantının raf ömrü uzasın diye içine konan azot gazı zamanla gıda zehirlemesine yol açıyor. Bunların hepsi doğayla özdeş gazlar. Onlara "gıda gazı" diyorlar. Azot gazı da, oksijen de istenmeyen durumlarda inert atmosfer oluşturarak gıdaların kısa sürede bozulmasını önlüyor. Mesela, taze etlere de oksijen gazı veriyorlar ki, hep taze, kıpkırmızıgörünsün raflarda. Yasal bunlar, girin internete "gıda gazı" diye yazın, görün neleryediğinizi.
Markete üzüm gelmiş. Kırmızı, iri, dipdiri şeyler. Erik gibiler maşallah!
Nereden geliyor bunlar? Şili'den.
Şili mi?
Evet!
Kaç gündür buradalar?
3-5 gün oldu.
Düşünün, Şili'nin bir köyünde topluyorlar bunları. Uzun yolculuklar sonunda bizim kasabaya kadar geliyor. Bir süre bizim manavda bekliyor. Alıyorsun eve getiriyorsun, evde de3-5 gün daha, bana mısın demiyor. Hala kütür kütür.
İyi ama, nasıl?
Şahane şeyler var, adına ilaç diyorlar. Üzümlere verilen bu ilaçlardan birinin etiketindeki faydaları sayalım mesela:
Dane büyüklüğünü arttırır,Dane ağrılığını arttırır,Dane şeklini daha düzgün olarak değiştirir, Tam olgunlaşmadan daneye parlak sarı yeşil rengini verir, Dayanıklı ve dirençli kabuk sayesinde hasat ve hasat sonrası olabilecek yaralanmalar en aza iner, hastalıklara direnç katar, Kullanım dozu yükseldiğinde sofralık üzümlerde hasadı geciktirir. Raf ömrü uzar.
Nedir bu?
Sitokinin.
Büyüme hormonu.
Bakın şu şansa ki, sitokinin insanda da aynı işe yarıyor. Sonra anneler şikayet ediyorlar "ee benim çocuk erken kıllanıyor!"
Bu dünya böyle hanım abla, sen üzümü alırken kıllanmazsan, çocuğun kıllanır.
Adana'da çiftçilerle çalışıyoruz. Yaz güneşi altında soğutması olmayan tankerle süt topluyorlar mandıralara.
Şöföre soruyorum "Bozulmuyor mu bu sıcakta süt?"
"Abi, tankere iki bardak hidrojen peroksit döküyorum, akşama kadar bir şey olmuyor."
Hidrojen peroksit dediği şey kadınların saçlarının rengini açmak için kullandıkları bir kimyasal.
Çok kötü değil, sadece canlıları öldürüyor.
Süte koyunca bütün bakteriler ölüyor, geriye bozulacak bir şey de kalmıyor.
Doğala özdeş süt!
Bu anlattıklarımın hepsi yasal.
Temel problem şu ki: İnsan doğa ilişkisi değişti.
İnsan yeni bir doğa kurgusu yaptı, kendini doğanın dışına aldı, doğayı alınır-satılır mal yaptı, sentetikleştirdi ve tüketime sundu.
Hal böyle olunca, insan kendinin doğal bir varlık olduğunu unuttu.
(Beşer işte, unutacak elbet)
İnternetten pantalon, ayakkabı, peynir, arkadaş ve sevgili edinmeyi marifet bildi.
Optik kabloların sunduğu hayatı da hayat bildi.İnsan artık bu!
Doğala özdeş!
Direnmek lazım.
Bakkalı, manavı, kasabı, süpermarkete karşı korumak lazım.
Semt pazarlarını kullanmak, pazarcı esnafıyla dostluk kurmak lazım.
Hijyen, reklam, ambalaj illizyonuna teslim olmamak lazım.
Bir de, son moda "Doğal ürün - Yöresel ürün pazarı" adıyla işin cılkını çıkartanlara karşı uyanık olmak lazım.
Ama en önemlisi, ara sıra doğaya çıkıp, derin derin nefes almak lazım.
Dilerim ki, Tanrı toprak ana ile gök babanın evladı olduğumuzu hatırlatmak için çok acı çektirmez.
Sunay Demircan
Geçen gün bir marketin balık reyonunda gördüm.
Bilenler bilir, havyar (siyah) kutusu tipiktir.
Baktım, Rusça ve Kiril harflerinin taklidi İngilizce 'chaviar' yazıyor kapakta.
Bir de mersin balığı resmi. Altında da, "original product of Russia"yazmışlar.
Karadeniz’de mersin balıklarını bitirdik şükürler olsun.
Ruslar, Azeriler ve İranlılar uyanıklık yaptılar, Hazar Denizi'nde balığı yakalayıp ameliyatlayumurtasını alıp, balığı geri bıraktılar.
Biz Türk usulu çalıştık, balığı da, yumurtayı da yedik. (Hatta yumurtlama erginliğine gelmemiş balıkları da yedik).
Kavanozdan gördüğüm kadarıyla siyah inci taneleri parlıyor, tıpkı havyar.
Satıcıya sordum, "bu mersin balığı havyarı mı?", "evet abi"dedi.
"Neden ucuz?""Rusya'dan geliyor abi, Hazar havyarı".
Kavanozun altındaki etiketi de okumalı. Derin bilgiler var orada.
İçindekiler: Okyanus balık bulyonu (uskumru), Tuz, Zeytinyağı, Pektin E211, Sodyum benzoat. E202, Potasyum Sorbat, Doğal renk E153.
Muhteşem, değil mi?
Sen uskumruyu al, parçala, minik toplar yap, siyaha boya, koruyucu kimyasallarla harmanla ve elaleme "doğala özdeş haavyar"diye kakala.
Satan adamın haberi yok.
Baktım markette zencefilli gazoz da var, ithal etmiş büyüklerimiz,sağ olsunlar. İçinde zencefil var mı? Yok. Aroması da, rengi de yapay.
Ama kendisi doğala özdeş.
Bizim bir çiçekçi var, serada karanfil ve gül yetiştiriyor.
Satmadan önce üstlerine koku sıkıyor.
Doğala özdeş gül!
Zavallı bülbül!
Kayseri'nin en ünlü mantıcısına götürdüler, Kaşıkla diye bir yer.
'Yer' demek doğru değil, entegre tesis mübarek.
Bir kapıdan 80 kilo giren, diğer kapıdan 100 kilo çıkıyor.
"En iyi Kayseri mantısı burada"
Aldım iki kutu, eve getirdim koydum dondurucuya.
Bir ay sonra yemeğe kalktık, baktık mantı acılaşmış.
Niye ki? Et mi bozuldu?
Etin bozulması mümkün değil, çünkü et yerine soya kıyması kullanıyorlar, içinde et olan mantı neredeyse kalmadı.
Acılık içindeki azot gazından geliyor. Raf ömrü uzasın diye paketlenme aşamasında azotu basmışlar mantıya.
Doğala özdeş!
Bir bilgi daha:O, mantının raf ömrü uzasın diye içine konan azot gazı zamanla gıda zehirlemesine yol açıyor. Bunların hepsi doğayla özdeş gazlar. Onlara "gıda gazı" diyorlar. Azot gazı da, oksijen de istenmeyen durumlarda inert atmosfer oluşturarak gıdaların kısa sürede bozulmasını önlüyor. Mesela, taze etlere de oksijen gazı veriyorlar ki, hep taze, kıpkırmızıgörünsün raflarda. Yasal bunlar, girin internete "gıda gazı" diye yazın, görün neleryediğinizi.
Markete üzüm gelmiş. Kırmızı, iri, dipdiri şeyler. Erik gibiler maşallah!
Nereden geliyor bunlar? Şili'den.
Şili mi?
Evet!
Kaç gündür buradalar?
3-5 gün oldu.
Düşünün, Şili'nin bir köyünde topluyorlar bunları. Uzun yolculuklar sonunda bizim kasabaya kadar geliyor. Bir süre bizim manavda bekliyor. Alıyorsun eve getiriyorsun, evde de3-5 gün daha, bana mısın demiyor. Hala kütür kütür.
İyi ama, nasıl?
Şahane şeyler var, adına ilaç diyorlar. Üzümlere verilen bu ilaçlardan birinin etiketindeki faydaları sayalım mesela:
Dane büyüklüğünü arttırır,Dane ağrılığını arttırır,Dane şeklini daha düzgün olarak değiştirir, Tam olgunlaşmadan daneye parlak sarı yeşil rengini verir, Dayanıklı ve dirençli kabuk sayesinde hasat ve hasat sonrası olabilecek yaralanmalar en aza iner, hastalıklara direnç katar, Kullanım dozu yükseldiğinde sofralık üzümlerde hasadı geciktirir. Raf ömrü uzar.
Nedir bu?
Sitokinin.
Büyüme hormonu.
Bakın şu şansa ki, sitokinin insanda da aynı işe yarıyor. Sonra anneler şikayet ediyorlar "ee benim çocuk erken kıllanıyor!"
Bu dünya böyle hanım abla, sen üzümü alırken kıllanmazsan, çocuğun kıllanır.
Adana'da çiftçilerle çalışıyoruz. Yaz güneşi altında soğutması olmayan tankerle süt topluyorlar mandıralara.
Şöföre soruyorum "Bozulmuyor mu bu sıcakta süt?"
"Abi, tankere iki bardak hidrojen peroksit döküyorum, akşama kadar bir şey olmuyor."
Hidrojen peroksit dediği şey kadınların saçlarının rengini açmak için kullandıkları bir kimyasal.
Çok kötü değil, sadece canlıları öldürüyor.
Süte koyunca bütün bakteriler ölüyor, geriye bozulacak bir şey de kalmıyor.
Doğala özdeş süt!
Bu anlattıklarımın hepsi yasal.
Temel problem şu ki: İnsan doğa ilişkisi değişti.
İnsan yeni bir doğa kurgusu yaptı, kendini doğanın dışına aldı, doğayı alınır-satılır mal yaptı, sentetikleştirdi ve tüketime sundu.
Hal böyle olunca, insan kendinin doğal bir varlık olduğunu unuttu.
(Beşer işte, unutacak elbet)
İnternetten pantalon, ayakkabı, peynir, arkadaş ve sevgili edinmeyi marifet bildi.
Optik kabloların sunduğu hayatı da hayat bildi.İnsan artık bu!
Doğala özdeş!
Direnmek lazım.
Bakkalı, manavı, kasabı, süpermarkete karşı korumak lazım.
Semt pazarlarını kullanmak, pazarcı esnafıyla dostluk kurmak lazım.
Hijyen, reklam, ambalaj illizyonuna teslim olmamak lazım.
Bir de, son moda "Doğal ürün - Yöresel ürün pazarı" adıyla işin cılkını çıkartanlara karşı uyanık olmak lazım.
Ama en önemlisi, ara sıra doğaya çıkıp, derin derin nefes almak lazım.
Dilerim ki, Tanrı toprak ana ile gök babanın evladı olduğumuzu hatırlatmak için çok acı çektirmez.
Sunay Demircan
5 Eylül 2014 Cuma
2 Eylül 2014 Salı
1 Eylül 2014 Pazartesi
Antioksidan : Vücut hücreleri tarafından üretildiği gibi, gıdalarla da alınan bir grup kimyasal maddedir. Gıdalarla alınan en önemli antioksidanlar, betakaroten, E ve C vitaminleridir.Vücudumuz için zararlı olan ve serbest radikaller adı verilen ve toksik (zehirli) etki gösteren bazı maddelerin oluşmasına neden olan etmenler vardır. Bunlar besinlerimizde bulunan katkı ve koruyucu maddeleri, petrokimya ürünleri, sigara, güneşin zararlı ışınları ve hava kirliliğidir. Soluduğumuz havadaki oksijen de serbest radikallerin çıkmasına neden olur. Vücudumuzda bulunan antioksidanlar, serbest radikallere karşı etki göstererek bunların zarar vermesini önler.
Bunları Biliyor musunuz?
* Bazı uzmanlara göre antioksidan üretimi 25 yaşından itibaren yavaşlamaktadır. Bu nedenle ilerleyen yaşlarda daha fazla ek antioksidan alınmalıdır.
* Antioksidanlar yalnızca sebze ve meyvelerde bulunmaz. Balık yağı, süt ve süt ürünleri ile selenyum açısından zengin olan balıkta da bulunur.
* Sebzeler ve meyveler pişirilince antioksidan değerleri azalır. Bu nedenle buharda pişirme yöntemi en uygun olanıdır.
* Üzümün kabuğu, içeriği ve çekirdeğinin ortalama 20 civarında değişik antioksidan madde ihtiva ettiği belirtilmektedir.
* Likopen, yaşlıların bedensel ve zihinsel sağlığını korumada son derece etkili bir antioksidandır. Likopen açısından zengin ender sebzelerden biri domatestir.
Antioksidan Bulunan Besinler
Yeşil Yapraklı Sebzeler : Yeşil yapraklı sebzeler özellikle kalp sağlığımız açısından önemli oranda antioksidan bulunan besinlerdir.
Lahanagiller : Brokoli, karnabahar, turp, Brüksel lahanası, beyaz lahana, hardal, kara lahana, şalgam önemli antioksidan bulunan besinlerdendir. Hem kanserden hem de kalp hastalıklarından korunmayı sağlar.
Soğangiller : Soğan ( taze ve kurusu), sarımsak, pırasa güçlü antioksidanlardandır.
Kuru baklagiller : Soya fasulyesi, mercimek, kuru fasulye, nohut, kuru bakla ve yulaf besinleri antioksidan bulunan besinlerdir.
Zeytinyağı : Bileşimindeki tekli doymamış yağ asitleri kolesterolü düşürmede etkilidir. Aynı zamanda antioksidan etkisi de vardır.
Yağlı Tohumlar : Badem, fındık, ceviz, yerfıstığı içerdikleri çoklu doymamış yağ asitleri, E vitamini, B6 vitamini ve magnezyum sayesinde kuvvetli birer antioksidan ve detoksifikanlardır.
Bunların Yanında : Enginar, üzüm, kayısı, ıspanak,yumurtanın sarısı, yeşil çay, domates, çilek, kırmızı ve sarı biber, havuç, elma, nar, turunçgiller, kepekli tahıllar ve su ürünleri sağlık açısında son derece faydalı besinlerdir.
Asla ve aslaAşırı
pişirmeyin.
Sebzeleri haşlarken
suda çözünen vitaminlerin önemli miktarı haşlama suyuna karışır. Bu suyu
atmayın, çorbalarda veya yemeklerinizde kullanın. Sebze ve meyveleri çok az
suyla haşlayın.
Kızartmak ve fırında
pişirmek, vitaminlerin neredeyse tamamen yok olmasına yol açar.
Sebze ve meyvelerin vitamin içeriğinden maksimum şekilde
yararlanmak için en doğru yöntem, çiğ veya buharda az pişirerek yemektir.
Sebzeleri yıkadıktan sonra uzun süre suda bekletmeyin.
Sebzeleri, meyveleri çok küçük parçalar halinde doğramayın.
Keskin bıçak kullanın.
Yemekleri pişirdikten sonra hemen tüketmeye çalışın. Uzun
süre bekletmeyin.
Meyve ve sebzelerinizi satın alırken taze olmalarına dikkat
edin.
Meyve sebze alışverişinizi küçük miktarda yapın. Haftalık
alışveriş yerine iki-üç günde bir almayı yeğleyin.
Meyveleri kabuklarını soymadan yiyin.(tarım ilaçları
kullanılmadığından eminseniz!)lütfen ıyıce yıkayın
31 Ağustos 2014 Pazar
FESLEGEN
Enerji verici, hafızayı ve konsantrasyonu güçlendirici bir
bitki olan fesleğenin yararları sayılamayacak kadar çok
Fesleğen, dünyanın pek çok yerinde saksıda yetiştirilen,
ballıbabagiller ailesinden bir bitki türüdür. Sezar döneminde Roma da ekimi
yapılan fesleğen XII. yüzyılda Güney Fransa dahil olmak üzere tüm Akdeniz
sahillerinde yetişiyordu.
Fesleğen 15-20 cm. yüksekliğinde, yaprakları incecik,
beyazımsı ya da pembemsi çiçekleri olan bir bitkidir.
Bu hoş kokulu bitkinin birçok çeşidi vardır. Ak fesleğen,
Hint fesleğeni, yabani fesleğen ve yer fesleğeni gibi çeşitler bunlardan
birkaçıdır.
Fesleğenin yaprakları yemeklerde koku verici ve tatlandırıcı
olarak, dalları çeşitli ilaçların yapımında, yapraklarından çıkarılan yağ ise
parfüm sanayiinde kullanılır.
Fesleğenin yararları...
Asabiyetten ileri gelen genel güçsüzlüğe, sindirim
bozukluğuna, uykusuzluğa ve migrene karşı etkilidir.
Özellikle sindirimi kolaylaştırıcı özelliği sayesinde
hazımsızlık çekenlerin baş ilacıdır. Aynı zamanda sinir hastalarına, iyi
uyuyamayan çocuklara, baş dönmesi çeken yetişkinlere, bağırsak sorunlarından
yakınanlara, öksürüğe, anjin ya da boğmacalılara verilir.
Fesleğenin kaynatılmasıyla elde edilen su süzüldükten sonra,
arı sokmasında enfekte olan yere sürülerek ağrıyı hafifletir.
Ağızda oluşan yaralar ve pamukçuk ağız banyosu yoluyla
tedavi edilir.
Sütü gelmeyen ya da az gelen kadınların süt verimini
çoğaltmak için de kullanılır.
Farklı bir özelliği de sivrisinek ve tahtakurusu gibi
haşaratları kokusu sayesinde kaçırmasıdır.
Mutfakta tazesi veya kurusu kullanılır.
Çorbalara, domates, patlıcan, kabak, mantar yemeklerine,
salatalara, hamur işlerine katılır.
SAFRANIN FAYDALARI:
Safran acı tadıyla iştah açıcıdır.
Sinirleri uyarıcı etkisi ile vücuda dinçlik ve kuvvet verir.
Sinir zayıflığını giderir.
Kokusu yatıştırıcı ve rahatlatıcıdır.
Ateşi düşürür ve öksürüğü keser.
Bu özelliği ile özellikle astım ve bronşitte faydalıdır.
Safranın karaciğer hastalıklarında da faydası görülür.
Ciltteki kaşıntıları ve sivilceleri giderir.
Rahim kaslarını uyararak adet söktürücü etki gösteren
safran, bu özelliği ile düşüğe de sebep olabileceği için hamileler tarafndan
kullanılmamalıdır.
Adet sancılarını azaltmakta da etkilidir.
Diş etlerini kuvvetlendirir ve dişeti ağrılarını azaltır.
safranKULLANILDIĞI YERLER:
Etlerde,safranlı pilav ve dolma içlerinin hazırlanmasında ve
ekmeklerde kullanılır.Yurdumuzda özellikle zerde yapımında
yararlanılmaktadır.Safran pahalı olduğu için zendeful olarak bilinen bitkinin
kök ve saplarından safranı andıran ve hint safranı da denilen boyalı bir madde
elde edilir ki bu safran baharat yerine kullanılabilir.Renk ve koku vermek
amacıyla hazırlanan yiyeceklerde kullanılır.
Toz halinde yiyeceklerin hazırlanması sırasında ilave edilen
bir baharattır.
* Kozmetik sanayiinde, parfüm üretiminde kullanılıyor.
* Türkiye dışında, gıda sanayiinde kullanım alanı çok geniş.
* Tekstil için boya hammaddesi olarak kullanıldığında kendi
ağırlığının 100 bin katı büyüklüğünde bir alanı boyayabiliyor.
* Safranla boyanan kilim veya kumaşın rengi hiç solmuyor.
* İlaç sanayisinde; kalp çarpıntısı, nefes zorluğu, gut
ağrıları, iştahsızlık, uykusuzluk, bronşit, sindirim bozukluğu ve iktidarsızlık
gibi rahatsızlıkların tedavisinde kullanılıyor.
KİNOA BİTKİSİ
Kinoa-Quinoa-mucizesi--HI-548219Kinoa, Keçuva dilindeki
kinua sözcüğünün İspanyolca söylenişinden geliyor.. Peru ve Bolivya’dan ithal
edilen kinoa Avrupa ve Amerika’da birkaç yıldır büyük ilgi görüyor.Yurt dışında
marketlerden sağlıklı ürün satan mağazalara kadar her yerde bulunabiliyor. Yurt
dışına gidenlerin keşfettiği kinoanın Türkiye’de henüz kullanımı yaygın değil
ama faydalarına bakılırsa yakında her yerde bulunabilecek gibi görünüyor…
Özellikle besin değerleri olarak dikkat çeken Kinoda bulunan değerler şöyle:
100 gram kinoada 372 kalori, 5.80 gram yağ, 69 gram karbonhidrat, 6 gram lif.
Bu nedenle de yağ bakımından fakir. A, B, C, D ve K gibi neredeyse tüm
vitaminleri içeren kinoada kolesterol yok. 100 gram kinoanın bazı türlerinin
yüzde 20’si protein. Formuna dikkat eden kişiler için, meme kanserine karşı,
adet sancıları, ödem, şişlik veyüksek tansiyon için Kinoa birebir. Kinoanın en
önemli özelliği süper oksit dismutaz enzimi sayesinde yaşlanmayı geciktiriyor, cildi
yıpranmaya karşı koruyor
KİNOA’NIN FAYDALARI
Kinoanın en önemli özelliği süper oksit dismutaz enzimi
içermesi. Bu enzim yaşlanmayı geciktiriyor, cildi yıpranmaya karşı koruyor.
Doku yenilenmesini sağlarken, serbest radikallerin verdiği zarardan modern
yaşamın hücreleri hırpalamasına kadar koruyor.
Kolestrol yok: 100 gram kinoada 372 kalori var. 5.80 gram
yağ, 69 gram karbonhidrat, 6 gram lif içeriyor. Bu nedenle de yağ bakımından
fakir. A, B, C, D ve K bu gibi nerdeyse bütün vitaminleri içeren kinoada
kolesterol yok. 100 gram kinoanın bazı türlerinin yüzde 20′si protein.
Filizlenirse kıymeti artıyor: Eğer filizlendirirseniz gıda
kıymeti daha da artıyor. Filizlendirilmiş quinoa’nın protein gücü etinkinden
yüksek.
Protein deposu: Proteinden zengin, yağdan fakir, kolesterol
yok.
6 ayrıcalıklı vitamin içeriyor: A , B, C , D,E, K
vitaminleri içeriyor.
- Güçlü bir demir kaynağı; kansızlığa birebir.
- Kalsiyumdan zengin; kemik ve dişleri güçlendiriyor.
- Tüm mecbur aminoasitleri içeriyor.
- Lifi bol; kabızlığa iyi geliyor.
İçerikKanserden koruyor: İçerdiği bitkisl kimyasalların meme
kanserine karşı koruyucu bulunduğu düşünülüyor.
- 100 gramında 372 kalori var.
Veganlar için ideal: Kinoa varlıklı protein kaynağı
bulunduğu için vegan beslenenler için ideal.
Yaşlanma karşıtı: Kinoa Yaşlanmayı geciktiriyor
Cildi koruyor: Kinoanın en mühim niteliği süper oksit
dismutaz enzimi içermesi. Bu enzim yaşlanmayı geciktiriyor, cildi yıpranmaya
karşı koruyor. Doku yenilenmesini sağlarken, serbest radikallerin verdiği
zarardan uygar hayatımızın hücreleri hırpalamasına kadar koruyor.
Böylece zamanın veremi denilen kanser hastalığını da önlemiş
oluyor. Kinoa içeriğindeki lignin hormonunun neden bulunduğu kanser türlerine
karşı da koruyor. Meme kanserini durdurucu özelliğe sahip; kalbi de
kuvvetlendiriyor. Kuersetin adlı madde de kinoayı vazgeçilmez kılıyor.
Alerji karşıtı: Kuersetin anti oksidan olmasının yanısıra,
bahar alerjilerine karşı da iyi bir destek. Gluten tahıllarda bulunan ve un
yoğurulduğunda hamura yapışkan formu verici proteindir. Bu sayede hamur maya
tutar. Çölyak hastaları glutene karşı alerjiktir. Unlu mamüller tükettiklerinde
sorunlar yaşayabilirler.
Gluten içermiyor: Kinoa gluten içermediği için alerjisi
olanların protein ve karbonhidrat ihtiyaçlarını karşılıyor.
Kinoa, elzem amino asitleri içeren harika bir protein
kaynağıdır. Yüksek demir içeriği sebebi ile vegan yaşayanlara, kansızlık derdi
olanlara ve kabızlık problemiyle karşılaşanlara önerilen bir besin.
Böylece çağın veremi denilen kanser hastalığını da önlemiş
oluyor. Kinoa içeriğindeki lignin hormonunun sebep olduğu kanser türlerine
karşı da koruyor. Meme kanserini önleyici özelliğe sahip; kalbi de
kuvvetlendiriyor. Kuersetin adlı madde de kinoayı vazgeçilmez kılıyor.
Kuersetin anti oksidan olmasının yanısıra, bahar alerjilerine
karşı da iyi bir destek. Gluten tahıllarda bulunan ve un yoğurulduğunda hamura
yapışkan formu veren proteindir. Bu sayede hamur maya tutar. Çölyak hastaları
glutene karşı alerjiktir. Unlu mamüller tükettiklerinde sorunlar
yaşayabilirler.
Kinoa gluten içermediği için alerjisi olanların protein ve
karbonhidrat ihtiyaçlarını karşılıyor.
Kinoa, elzem amino asitleri içeren harika bir protein
kaynağıdır. Yüksek demir içeriği nedeni ile vegan yaşayanlara, kansızlık
problemi olanlara ve kabızlık problemiyle karşılaşanlara önerdiğim bir besin.
kinoa
Son üç yıldır Amerika’da büyük rağbet gören ve sağlık
mağazalarında tonlarca satılan kinoa; Peru ve Bolivya gibi ülkelerden ABD’ye
bol miktarda ithal ediliyor.
Özellikle veganlar günde bir öğün, kinoayla yapılmış pilav,
kısır veya dolmayı tercih edebilirler. Zayıflamak için de pişmişi yenebilir.
Günlük kalsiyum ihtiyacını karşılamak amacıyla salataların
içine eklenerek tüketilebilir. İçindeki kalsiyum ise bir bardak sütteki
kalsiyumdan daha fazla.
Kinoa, pirinç, un, mercimek gibi temel gıdalarınızın
arasında mutfağınızda yerini almalı
Kinoanın çok baskın bir tadı ve kokusu olmadığından çeşitli
tariflerde kullanmanız mümkün.
Hiç şeker ve un kullanmadan yulaf ve kinoa ile harika
kurabiyeler yapabilirsiniz.
Kinoa, Et kadar proteinli, ayrıca vücutta sütten daha iyi
kullanılabilen yüksek miktarda kalsiyuma sahip.
Üstelik kolestrol içermediği, az yağlı ve sindirimi kolay
olduğu için bebekler ve çocuklar için de çok besleyici bir tahıldır.
KİNOA’nın kullanımı:
En yaygın kinoa beyaz kinoadır. Besin değerleri açısından
değişik renk kinoalar çok farklı değildir. Kırmızı kinoanın aroması daha
fındığımsıdır ve piştikten sonra şeklini koruduğundan soğuk salata uygulamaları
için daha uygundur. Siyah kinoa en dolgun aromalı kinoadır. Piştikten sonra
kırmızı kinoa gibi diri kalır ve siyah rengini muhafaza eder. Kinoalar çok
çeşitli şekillerde hazırlanabilir. Damak tadınıza uyanı deneme yanılma yoluyla
çeşitli şekillerde pişirerek tadarak karar verebilirsiniz.
« Salatalarda
« Çorbalarda
« Omlet ve menemenlerde
« Evde pişen ekmeklerin içerisine
« Evde yapılan keklerin içerisine
« Evde yapılan kurabiyelerin içerisine
« Bulgur ve pilav yerine
« Dolma içlerine
« Pane yaparken galeta unu yerine
« Sabah kahvaltılarında süt ile pişirerek kahvaltılık gevrek
yerine
« Mücver yaparken un yerine
kullananarak yemeklerinizi daha sağlıklı yapmak ve besin
değerlerini arttırmak elinizde.
Besin değeri?
Proteinden zengin, yağdan fakir, kolesterol yok.
A,B,C,D,E ve K vitaminlerini içeriyor.
Kalsiyum zengini olduğu için dişleri ve kemikleri
güçlendiriyor.
Demir oranı yüksek olduğu için, kansızlığa iyi geliyor.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)



.jpg)