11 Kasım 2014 Salı

 
HAVYAR, PANTOLON, AYAKKABI, PEYNİR" !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
Geçen gün bir marketin balık reyonunda gördüm.
Bilenler bilir, havyar (siyah) kutusu tipiktir.
Baktım, Rusça ve Kiril harflerinin taklidi İngilizce 'chaviar' yazıyor kapakta.
Bir de mersin balığı resmi. Altında da, "original product of Russia"yazmışlar.
Karadeniz’de mersin balıklarını bitirdik şükürler olsun.
Ruslar, Azeriler ve İranlılar uyanıklık yaptılar, Hazar Denizi'nde balığı yakalayıp ameliyatlayumurtasını alıp, balığı geri bıraktılar.
Biz Türk usulu çalıştık, balığı da, yumurtayı da yedik. (Hatta yumurtlama erginliğine gelmemiş balıkları da yedik).
Kavanozdan gördüğüm kadarıyla siyah inci taneleri parlıyor, tıpkı havyar.
Satıcıya sordum, "bu mersin balığı havyarı mı?", "evet abi"dedi.
"Neden ucuz?""Rusya'dan geliyor abi, Hazar havyarı".
Kavanozun altındaki etiketi de okumalı. Derin bilgiler var orada.
İçindekiler: Okyanus balık bulyonu (uskumru), Tuz, Zeytinyağı, Pektin E211, Sodyum benzoat. E202, Potasyum Sorbat, Doğal renk E153.
Muhteşem, değil mi?
Sen uskumruyu al, parçala, minik toplar yap, siyaha boya, koruyucu kimyasallarla harmanla ve elaleme "doğala özdeş haavyar"diye kakala.
Satan adamın haberi yok.

Baktım markette zencefilli gazoz da var, ithal etmiş büyüklerimiz,sağ olsunlar. İçinde zencefil var mı? Yok. Aroması da, rengi de yapay.
Ama kendisi doğala özdeş.

Bizim bir çiçekçi var, serada karanfil ve gül yetiştiriyor.
Satmadan önce üstlerine koku sıkıyor.
Doğala özdeş gül!
Zavallı bülbül!

Kayseri'nin en ünlü mantıcısına götürdüler, Kaşıkla diye bir yer.
'Yer' demek doğru değil, entegre tesis mübarek.
Bir kapıdan 80 kilo giren, diğer kapıdan 100 kilo çıkıyor.
"En iyi Kayseri mantısı burada"
Aldım iki kutu, eve getirdim koydum dondurucuya.
Bir ay sonra yemeğe kalktık, baktık mantı acılaşmış.
Niye ki? Et mi bozuldu?
Etin bozulması mümkün değil, çünkü et yerine soya kıyması kullanıyorlar, içinde et olan mantı neredeyse kalmadı.
Acılık içindeki azot gazından geliyor. Raf ömrü uzasın diye paketlenme aşamasında azotu basmışlar mantıya.
Doğala özdeş!

Bir bilgi daha:O, mantının raf ömrü uzasın diye içine konan azot gazı zamanla gıda zehirlemesine yol açıyor. Bunların hepsi doğayla özdeş gazlar. Onlara "gıda gazı" diyorlar. Azot gazı da, oksijen de istenmeyen durumlarda inert atmosfer oluşturarak gıdaların kısa sürede bozulmasını önlüyor. Mesela, taze etlere de oksijen gazı veriyorlar ki, hep taze, kıpkırmızıgörünsün raflarda. Yasal bunlar, girin internete "gıda gazı" diye yazın, görün neleryediğinizi.

Markete üzüm gelmiş. Kırmızı, iri, dipdiri şeyler. Erik gibiler maşallah!
Nereden geliyor bunlar? Şili'den.
Şili mi?
Evet!
Kaç gündür buradalar?
3-5 gün oldu.
Düşünün, Şili'nin bir köyünde topluyorlar bunları. Uzun yolculuklar sonunda bizim kasabaya kadar geliyor. Bir süre bizim manavda bekliyor. Alıyorsun eve getiriyorsun, evde de3-5 gün daha, bana mısın demiyor. Hala kütür kütür.
İyi ama, nasıl?
Şahane şeyler var, adına ilaç diyorlar. Üzümlere verilen bu ilaçlardan birinin etiketindeki faydaları sayalım mesela:
Dane büyüklüğünü arttırır,Dane ağrılığını arttırır,Dane şeklini daha düzgün olarak değiştirir, Tam olgunlaşmadan daneye parlak sarı yeşil rengini verir, Dayanıklı ve dirençli kabuk sayesinde hasat ve hasat sonrası olabilecek yaralanmalar en aza iner, hastalıklara direnç katar, Kullanım dozu yükseldiğinde sofralık üzümlerde hasadı geciktirir. Raf ömrü uzar.
Nedir bu?
Sitokinin.
Büyüme hormonu.
Bakın şu şansa ki, sitokinin insanda da aynı işe yarıyor. Sonra anneler şikayet ediyorlar "ee benim çocuk erken kıllanıyor!"
Bu dünya böyle hanım abla, sen üzümü alırken kıllanmazsan, çocuğun kıllanır.

Adana'da çiftçilerle çalışıyoruz. Yaz güneşi altında soğutması olmayan tankerle süt topluyorlar mandıralara.
Şöföre soruyorum "Bozulmuyor mu bu sıcakta süt?"
"Abi, tankere iki bardak hidrojen peroksit döküyorum, akşama kadar bir şey olmuyor."
Hidrojen peroksit dediği şey kadınların saçlarının rengini açmak için kullandıkları bir kimyasal.
Çok kötü değil, sadece canlıları öldürüyor.
Süte koyunca bütün bakteriler ölüyor, geriye bozulacak bir şey de kalmıyor.
Doğala özdeş süt!

Bu anlattıklarımın hepsi yasal.
Temel problem şu ki: İnsan doğa ilişkisi değişti.
İnsan yeni bir doğa kurgusu yaptı, kendini doğanın dışına aldı, doğayı alınır-satılır mal yaptı, sentetikleştirdi ve tüketime sundu.
Hal böyle olunca, insan kendinin doğal bir varlık olduğunu unuttu.
(Beşer işte, unutacak elbet)

İnternetten pantalon, ayakkabı, peynir, arkadaş ve sevgili edinmeyi marifet bildi.
Optik kabloların sunduğu hayatı da hayat bildi.İnsan artık bu!
Doğala özdeş!

Direnmek lazım.
Bakkalı, manavı, kasabı, süpermarkete karşı korumak lazım.
Semt pazarlarını kullanmak, pazarcı esnafıyla dostluk kurmak lazım.
Hijyen, reklam, ambalaj illizyonuna teslim olmamak lazım.
Bir de, son moda "Doğal ürün - Yöresel ürün pazarı" adıyla işin cılkını çıkartanlara karşı uyanık olmak lazım.

Ama en önemlisi, ara sıra doğaya çıkıp, derin derin nefes almak lazım.
Dilerim ki, Tanrı toprak ana ile gök babanın evladı olduğumuzu hatırlatmak için çok acı çektirmez.

Sunay Demircan

1 Eylül 2014 Pazartesi

Antioksidan : Vücut hücreleri tarafından üretildiği gibi, gıdalarla da alınan bir grup kimyasal maddedir. Gıdalarla alınan en önemli antioksidanlar, betakaroten, E ve C vitaminleridir.Vücudumuz için zararlı olan ve serbest radikaller adı verilen ve toksik (zehirli) etki gösteren bazı maddelerin oluşmasına neden olan etmenler vardır. Bunlar besinlerimizde bulunan katkı ve koruyucu maddeleri, petrokimya ürünleri, sigara, güneşin zararlı ışınları ve hava kirliliğidir. Soluduğumuz havadaki oksijen de  serbest radikallerin çıkmasına neden olur.  Vücudumuzda bulunan antioksidanlar, serbest radikallere karşı etki göstererek bunların zarar vermesini önler.
Bunları Biliyor musunuz?
* Bazı uzmanlara göre antioksidan üretimi 25 yaşından itibaren yavaşlamaktadır. Bu nedenle ilerleyen yaşlarda daha fazla ek antioksidan alınmalıdır.
* Antioksidanlar yalnızca sebze ve meyvelerde bulunmaz. Balık yağı, süt ve süt ürünleri ile selenyum açısından zengin olan balıkta da bulunur.
* Sebzeler ve meyveler pişirilince antioksidan değerleri azalır. Bu nedenle buharda pişirme yöntemi en uygun olanıdır.
* Üzümün kabuğu, içeriği ve çekirdeğinin ortalama 20 civarında değişik antioksidan madde ihtiva ettiği belirtilmektedir.
* Likopen, yaşlıların bedensel ve zihinsel sağlığını korumada son derece etkili bir antioksidandır. Likopen açısından zengin ender sebzelerden biri domatestir.
Antioksidan Bulunan Besinler
Yeşil Yapraklı Sebzeler : Yeşil yapraklı sebzeler özellikle kalp sağlığımız açısından önemli oranda antioksidan bulunan besinlerdir.
Lahanagiller : Brokoli, karnabahar, turp, Brüksel lahanası, beyaz lahana, hardal, kara lahana, şalgam önemli antioksidan bulunan besinlerdendir. Hem kanserden hem de kalp hastalıklarından korunmayı sağlar.
Soğangiller : Soğan ( taze ve kurusu), sarımsak, pırasa güçlü antioksidanlardandır. 
Kuru baklagiller : Soya fasulyesi, mercimek, kuru fasulye, nohut,  kuru bakla ve yulaf  besinleri antioksidan bulunan besinlerdir.
Zeytinyağı : Bileşimindeki tekli doymamış yağ asitleri kolesterolü düşürmede etkilidir. Aynı zamanda antioksidan etkisi de vardır.
Yağlı Tohumlar :  Badem, fındık, ceviz,  yerfıstığı  içerdikleri çoklu doymamış yağ asitleri, E vitamini, B6 vitamini ve magnezyum sayesinde kuvvetli birer antioksidan ve detoksifikanlardır.
Bunların Yanında : Enginar, üzüm, kayısı, ıspanak,yumurtanın sarısı, yeşil çay,  domates, çilek, kırmızı ve sarı biber, havuç, elma, nar, turunçgiller, kepekli tahıllar ve su ürünleri sağlık açısında son derece faydalı besinlerdir.
Asla  ve aslaAşırı pişirmeyin.
 Sebzeleri haşlarken suda çözünen vitaminlerin önemli miktarı haşlama suyuna karışır. Bu suyu atmayın, çorbalarda veya yemeklerinizde kullanın. Sebze ve meyveleri çok az suyla haşlayın.
 Kızartmak ve fırında pişirmek, vitaminlerin neredeyse tamamen yok olmasına yol açar.
Sebze ve meyvelerin vitamin içeriğinden maksimum şekilde yararlanmak için en doğru yöntem, çiğ veya buharda az pişirerek yemektir.
Sebzeleri yıkadıktan sonra uzun süre suda bekletmeyin.
Sebzeleri, meyveleri çok küçük parçalar halinde doğramayın.
Keskin bıçak kullanın.
Yemekleri pişirdikten sonra hemen tüketmeye çalışın. Uzun süre bekletmeyin.
Meyve ve sebzelerinizi satın alırken taze olmalarına dikkat edin.
Meyve sebze alışverişinizi küçük miktarda yapın. Haftalık alışveriş yerine iki-üç günde bir almayı yeğleyin.

Meyveleri kabuklarını soymadan yiyin.(tarım ilaçları kullanılmadığından eminseniz!)lütfen ıyıce yıkayın

31 Ağustos 2014 Pazar

FESLEGEN
Enerji verici, hafızayı ve konsantrasyonu güçlendirici bir bitki olan fesleğenin yararları sayılamayacak kadar çok
Fesleğen, dünyanın pek çok yerinde saksıda yetiştirilen, ballıbabagiller ailesinden bir bitki türüdür. Sezar döneminde Roma da ekimi yapılan fesleğen XII. yüzyılda Güney Fransa dahil olmak üzere tüm Akdeniz sahillerinde yetişiyordu.
Fesleğen 15-20 cm. yüksekliğinde, yaprakları incecik, beyazımsı ya da pembemsi çiçekleri olan bir bitkidir.
Bu hoş kokulu bitkinin birçok çeşidi vardır. Ak fesleğen, Hint fesleğeni, yabani fesleğen ve yer fesleğeni gibi çeşitler bunlardan birkaçıdır.
Fesleğenin yaprakları yemeklerde koku verici ve tatlandırıcı olarak, dalları çeşitli ilaçların yapımında, yapraklarından çıkarılan yağ ise parfüm sanayiinde kullanılır.
Fesleğenin yararları...
Asabiyetten ileri gelen genel güçsüzlüğe, sindirim bozukluğuna, uykusuzluğa ve migrene karşı etkilidir.
Özellikle sindirimi kolaylaştırıcı özelliği sayesinde hazımsızlık çekenlerin baş ilacıdır. Aynı zamanda sinir hastalarına, iyi uyuyamayan çocuklara, baş dönmesi çeken yetişkinlere, bağırsak sorunlarından yakınanlara, öksürüğe, anjin ya da boğmacalılara verilir.
Fesleğenin kaynatılmasıyla elde edilen su süzüldükten sonra, arı sokmasında enfekte olan yere sürülerek ağrıyı hafifletir.
Ağızda oluşan yaralar ve pamukçuk ağız banyosu yoluyla tedavi edilir.
Sütü gelmeyen ya da az gelen kadınların süt verimini çoğaltmak için de kullanılır.
Farklı bir özelliği de sivrisinek ve tahtakurusu gibi haşaratları kokusu sayesinde kaçırmasıdır.
Mutfakta tazesi veya kurusu kullanılır.

Çorbalara, domates, patlıcan, kabak, mantar yemeklerine, salatalara, hamur işlerine katılır.
SAFRANIN FAYDALARI:
Safran acı tadıyla iştah açıcıdır.
Sinirleri uyarıcı etkisi ile vücuda dinçlik ve kuvvet verir.
Sinir zayıflığını giderir.
Kokusu yatıştırıcı ve rahatlatıcıdır.
Ateşi düşürür ve öksürüğü keser.
Bu özelliği ile özellikle astım ve bronşitte faydalıdır.
Safranın karaciğer hastalıklarında da faydası görülür.
Ciltteki kaşıntıları ve sivilceleri giderir.
Rahim kaslarını uyararak adet söktürücü etki gösteren safran, bu özelliği ile düşüğe de sebep olabileceği için hamileler tarafndan kullanılmamalıdır.
Adet sancılarını azaltmakta da etkilidir.
Diş etlerini kuvvetlendirir ve dişeti ağrılarını azaltır.
safranKULLANILDIĞI YERLER:
Etlerde,safranlı pilav ve dolma içlerinin hazırlanmasında ve ekmeklerde kullanılır.Yurdumuzda özellikle zerde yapımında yararlanılmaktadır.Safran pahalı olduğu için zendeful olarak bilinen bitkinin kök ve saplarından safranı andıran ve hint safranı da denilen boyalı bir madde elde edilir ki bu safran baharat yerine kullanılabilir.Renk ve koku vermek amacıyla hazırlanan yiyeceklerde kullanılır.
Toz halinde yiyeceklerin hazırlanması sırasında ilave edilen bir baharattır.
* Kozmetik sanayiinde, parfüm üretiminde kullanılıyor.
* Türkiye dışında, gıda sanayiinde kullanım alanı çok geniş.
* Tekstil için boya hammaddesi olarak kullanıldığında kendi ağırlığının 100 bin katı büyüklüğünde bir alanı boyayabiliyor.
* Safranla boyanan kilim veya kumaşın rengi hiç solmuyor.

* İlaç sanayisinde; kalp çarpıntısı, nefes zorluğu, gut ağrıları, iştahsızlık, uykusuzluk, bronşit, sindirim bozukluğu ve iktidarsızlık gibi rahatsızlıkların tedavisinde kullanılıyor.
KİNOA BİTKİSİ
Kinoa-Quinoa-mucizesi--HI-548219Kinoa, Keçuva dilindeki kinua sözcüğünün İspanyolca söylenişinden geliyor.. Peru ve Bolivya’dan ithal edilen kinoa Avrupa ve Amerika’da birkaç yıldır büyük ilgi görüyor.Yurt dışında marketlerden sağlıklı ürün satan mağazalara kadar her yerde bulunabiliyor. Yurt dışına gidenlerin keşfettiği kinoanın Türkiye’de henüz kullanımı yaygın değil ama faydalarına bakılırsa yakında her yerde bulunabilecek gibi görünüyor… Özellikle besin değerleri olarak dikkat çeken Kinoda bulunan değerler şöyle: 100 gram kinoada 372 kalori, 5.80 gram yağ, 69 gram karbonhidrat, 6 gram lif. Bu nedenle de yağ bakımından fakir. A, B, C, D ve K gibi neredeyse tüm vitaminleri içeren kinoada kolesterol yok. 100 gram kinoanın bazı türlerinin yüzde 20’si protein. Formuna dikkat eden kişiler için, meme kanserine karşı, adet sancıları, ödem, şişlik veyüksek tansiyon için Kinoa birebir. Kinoanın en önemli özelliği süper oksit dismutaz enzimi sayesinde yaşlanmayı geciktiriyor, cildi yıpranmaya karşı koruyor
KİNOA’NIN FAYDALARI
Kinoanın en önemli özelliği süper oksit dismutaz enzimi içermesi. Bu enzim yaşlanmayı geciktiriyor, cildi yıpranmaya karşı koruyor. Doku yenilenmesini sağlarken, serbest radikallerin verdiği zarardan modern yaşamın hücreleri hırpalamasına kadar koruyor.
Kolestrol yok: 100 gram kinoada 372 kalori var. 5.80 gram yağ, 69 gram karbonhidrat, 6 gram lif içeriyor. Bu nedenle de yağ bakımından fakir. A, B, C, D ve K bu gibi nerdeyse bütün vitaminleri içeren kinoada kolesterol yok. 100 gram kinoanın bazı türlerinin yüzde 20′si protein.
Filizlenirse kıymeti artıyor: Eğer filizlendirirseniz gıda kıymeti daha da artıyor. Filizlendirilmiş quinoa’nın protein gücü etinkinden yüksek.
Protein deposu: Proteinden zengin, yağdan fakir, kolesterol yok.
6 ayrıcalıklı vitamin içeriyor: A , B, C , D,E, K vitaminleri içeriyor.
- Güçlü bir demir kaynağı; kansızlığa birebir.
- Kalsiyumdan zengin; kemik ve dişleri güçlendiriyor.
- Tüm mecbur aminoasitleri içeriyor.
- Lifi bol; kabızlığa iyi geliyor.
İçerikKanserden koruyor: İçerdiği bitkisl kimyasalların meme kanserine karşı koruyucu bulunduğu düşünülüyor.
- 100 gramında 372 kalori var.
Veganlar için ideal: Kinoa varlıklı protein kaynağı bulunduğu için vegan beslenenler için ideal.
Yaşlanma karşıtı: Kinoa Yaşlanmayı geciktiriyor
Cildi koruyor: Kinoanın en mühim niteliği süper oksit dismutaz enzimi içermesi. Bu enzim yaşlanmayı geciktiriyor, cildi yıpranmaya karşı koruyor. Doku yenilenmesini sağlarken, serbest radikallerin verdiği zarardan uygar hayatımızın hücreleri hırpalamasına kadar koruyor.
Böylece zamanın veremi denilen kanser hastalığını da önlemiş oluyor. Kinoa içeriğindeki lignin hormonunun neden bulunduğu kanser türlerine karşı da koruyor. Meme kanserini durdurucu özelliğe sahip; kalbi de kuvvetlendiriyor. Kuersetin adlı madde de kinoayı vazgeçilmez kılıyor.
Alerji karşıtı: Kuersetin anti oksidan olmasının yanısıra, bahar alerjilerine karşı da iyi bir destek. Gluten tahıllarda bulunan ve un yoğurulduğunda hamura yapışkan formu verici proteindir. Bu sayede hamur maya tutar. Çölyak hastaları glutene karşı alerjiktir. Unlu mamüller tükettiklerinde sorunlar yaşayabilirler.
Gluten içermiyor: Kinoa gluten içermediği için alerjisi olanların protein ve karbonhidrat ihtiyaçlarını karşılıyor.
Kinoa, elzem amino asitleri içeren harika bir protein kaynağıdır. Yüksek demir içeriği sebebi ile vegan yaşayanlara, kansızlık derdi olanlara ve kabızlık problemiyle karşılaşanlara önerilen bir besin.
Böylece çağın veremi denilen kanser hastalığını da önlemiş oluyor. Kinoa içeriğindeki lignin hormonunun sebep olduğu kanser türlerine karşı da koruyor. Meme kanserini önleyici özelliğe sahip; kalbi de kuvvetlendiriyor. Kuersetin adlı madde de kinoayı vazgeçilmez kılıyor.
Kuersetin anti oksidan olmasının yanısıra, bahar alerjilerine karşı da iyi bir destek. Gluten tahıllarda bulunan ve un yoğurulduğunda hamura yapışkan formu veren proteindir. Bu sayede hamur maya tutar. Çölyak hastaları glutene karşı alerjiktir. Unlu mamüller tükettiklerinde sorunlar yaşayabilirler.
Kinoa gluten içermediği için alerjisi olanların protein ve karbonhidrat ihtiyaçlarını karşılıyor.
Kinoa, elzem amino asitleri içeren harika bir protein kaynağıdır. Yüksek demir içeriği nedeni ile vegan yaşayanlara, kansızlık problemi olanlara ve kabızlık problemiyle karşılaşanlara önerdiğim bir besin.
kinoa
Son üç yıldır Amerika’da büyük rağbet gören ve sağlık mağazalarında tonlarca satılan kinoa; Peru ve Bolivya gibi ülkelerden ABD’ye bol miktarda ithal ediliyor.
Özellikle veganlar günde bir öğün, kinoayla yapılmış pilav, kısır veya dolmayı tercih edebilirler. Zayıflamak için de pişmişi yenebilir.
Günlük kalsiyum ihtiyacını karşılamak amacıyla salataların içine eklenerek tüketilebilir. İçindeki kalsiyum ise bir bardak sütteki kalsiyumdan daha fazla.
Kinoa, pirinç, un, mercimek gibi temel gıdalarınızın arasında mutfağınızda yerini almalı
Kinoanın çok baskın bir tadı ve kokusu olmadığından çeşitli tariflerde kullanmanız mümkün.
Hiç şeker ve un kullanmadan yulaf ve kinoa ile harika kurabiyeler yapabilirsiniz.
Kinoa, Et kadar proteinli, ayrıca vücutta sütten daha iyi kullanılabilen yüksek miktarda kalsiyuma sahip.
Üstelik kolestrol içermediği, az yağlı ve sindirimi kolay olduğu için bebekler ve çocuklar için de çok besleyici bir tahıldır.
KİNOA’nın kullanımı:
En yaygın kinoa beyaz kinoadır. Besin değerleri açısından değişik renk kinoalar çok farklı değildir. Kırmızı kinoanın aroması daha fındığımsıdır ve piştikten sonra şeklini koruduğundan soğuk salata uygulamaları için daha uygundur. Siyah kinoa en dolgun aromalı kinoadır. Piştikten sonra kırmızı kinoa gibi diri kalır ve siyah rengini muhafaza eder. Kinoalar çok çeşitli şekillerde hazırlanabilir. Damak tadınıza uyanı deneme yanılma yoluyla çeşitli şekillerde pişirerek tadarak karar verebilirsiniz.
« Salatalarda
« Çorbalarda
« Omlet ve menemenlerde
« Evde pişen ekmeklerin içerisine
« Evde yapılan keklerin içerisine
« Evde yapılan kurabiyelerin içerisine
« Bulgur ve pilav yerine
« Dolma içlerine
« Pane yaparken galeta unu yerine
« Sabah kahvaltılarında süt ile pişirerek kahvaltılık gevrek yerine
« Mücver yaparken un yerine
kullananarak yemeklerinizi daha sağlıklı yapmak ve besin değerlerini arttırmak elinizde.
Besin değeri?
Proteinden zengin, yağdan fakir, kolesterol yok.
A,B,C,D,E ve K vitaminlerini içeriyor.
Kalsiyum zengini olduğu için dişleri ve kemikleri güçlendiriyor.

Demir oranı yüksek olduğu için, kansızlığa iyi geliyor.
ÜZÜM ÇEKİRDEĞİNDEN GELEN ŞİFA
   En güçlü antioksidan olduğu için kansere karşı koruyucudur
    Kanser tedavisindeki olumsuzlukları giderir
    Damarları korur, damar sertliğini önler, damar hastalıklarını tedavi eder
    Kalp krizi riskini azaltır
    Kötü kolesterolü azaltıp iyi kolesterolü yükseltir
    Diyabet hastalarına iyi gelir
    Kan damarlarını güçlendirir
    Kılcal damarları güçlendirerek yüksek tansiyona iyi gelir
    Gözdeki kılcal damarları güçlendirip kan dolaşımını hızlandırır
    Gözün saydam tabakasını korur
    Yaşla beraber artan görme bozukluklarını engeller
    Katarakt oluşumunu engeller
    Kan ve lenf dolaşımını düzenler
    Cilt sorunlarına iyi gelir, cildi güzelleştirir ve cildin sarkmasını engeller
    Alerjik problemleri önleyici özelliği vardır
    Deri hastalıklarına iyi gelir
    Diş eti kanamalarında tedavi edici özelliğe sahiptir
    Toplardamar yetersizliklerinden kaynaklanan basur ve varise iyi gelir
    C vitamininin etkisini artırır
    Saç hücrelerini artırır
    Kan yapar, kansızlığı önler ve kanı temizler
    Böbrek ve bağırsakları çalıştırır
    Romatizmaya iyi gelir

 Kozmetikte
Üzüm tanelerinin hücreleri koruyan zengin maddeler içerdiğini keşfeden kozmetik dünyası, içinde üzüm özü bulunan yüz ve vücut kremleri, dudak koruyucuları ile hem cildimizi koruyan hem de güzelliğimizi besleyen ürünler üretiyor. Üzümde ve üzüm çekirdeği yağında bulunan polyphenoller, yani cildi kuvvetlendiren güçlü nem tutucular, cildi besliyor. Ayrıca üzüm polyphenolleri güçlü serbest radikallere karşı etkili bir koruma sağlıyor. Bu özellikleriyle üzüm, kozmetik alanında da kullanılan başlıca maddelerden. Güneş ışınları, sigara, stres ve diğer negatif çevre etkileri, cildimizin daha çabuk yaşlanmasına sebep oluyor. Bu olumsuz dış çevre faktörleri nedeniyle, cildimiz kırışmaya başlıyor ve esnekliğini kaybediyor. İşte kozmetik ürünlerinin içinde bulunan üzüm özleri ya da suyu, bu olumsuz etkilere karşı cildin güçlenmesini sağlıyor. Ayrıca hafif meyve asitleri ve üzüm çekirdeği yağı da cildimizi koruyan etmenler arasında bulunuyor.
Sonuç olarak bu kadar şeyi üzüm çekirdeği nasıl yapıyor dersek, ekstrenin içeriğinde şunlar bulunuyor;
    Proanthocyanidin
    Turunç Bio-flavonoidleri (%40 Hesperidin: Turunçgillerde bulunan bir bioflavonoid ve vitamin C ailesinin önemli bir parçası)
Kozmetik amaçlı kullanılmak isteniyor ise; bağ dokularını güçlendirerek cilt sarkmasına engel olmak, cildin elastik, yumuşak ve düzgün olmasını sağlamak ve buna benzer güzellik ürünü olarak üzüm çekirdeğinin tavsiye edilen miktarı, günde 150 ile 300 miligramdır.
Damar sağlığını korumak için gerekli doz ise günde 5-10 gram. En güzel tarafı da üzüm çekirdeğinin insanlar üzerinde her hangi bir yan etkisi görülmemiş olması. Yine de her ihtimale karşı hamilelik, emzirme gibi durumlarda kullanımına ara verilebilir.
1947’de Bordeaux Üniversitesinden emekli tıp profesörü, Tanınmış Fransız kimyacı Jack Masquelier ilk üzüm çekirdeğini; Fakültesinin dekanının hamilelikten ötürü aşırı ödemi olan eşine verdiğini anlatıyor. Kadını şişmiş bacakları o kadar yorgundu ki, güçlükle yürüyebiliyordu. “Dekanın eşi 48 saat içinde iyileşti” diyor Masquelier. “O halde, benim üzüm çekirdeğinde özel bir şeyler olmalıydı”. 1950 de üzüm çekirdeği Resivit olarak bilinen ve Fransa da satılan ilk damar koruyucu ilaç oldu. Yaklaşık çeyrek yüzyıl sonra doktor Masquelier in üzüm çekirdeğine dayanan ve Endotelon adı verilen bir başka ilaç Fransa da piyasaya çıktı. 1979 da Masquelier başarılı buluşuna “psinogenoller” ismini verdi. Bu yunanca da onun çok yönlü kimyasını tanımlayan genel bir sözcüktü. (Pycnogenol terimi daha sonra, Horphag Research Limited adlı İngiliz firmasının patentli tescilli ticari markası oldu)
Doktor Masquelier ayrıca kırmızı şarabın antioksidan, atardamar koruyucu etkisinin üzüm çekirdeğinde bulunan OPC den kaynaklandığını söylemektedir.
Üzüm çekirdeği yağı nedir ?
Kara Üzüm Çekirdeği Yağı Hakkında;
Şarap ya da meyve suyu üretiminden sonra geriye kalan posa kurutulur ve çekirdekleri ayrıştırılır. Teknoloji gerektiren bir takım işlemlerden sonra yağ elde edilir.
Üzüm çekirdeği yağının elde edilmesi öbür yağlara nazaran daha güçtür. Üzüm çekirdeği yaklaşık %10-12 oranında sabit yağ içerir. Üzümün türüne ve yetiştiği bölgenin iklim koşullarına göre bu oran değişkenlik gösterebilir.
Eskiden meyve suyu ya da şarap üreticileri sıkma işleminden sonra çekirdekleri atarlardı. Ancak şimdi sağlık açısından olumlu özellikleri anlaşıldığından üzüm çekirdeğine ve de ondan üretilen birçok ürün çeşidine olan talep artmıştır.
Üzüm çekirdeği yağı en çok Fransa İtalya ve İspanya da üretilmektedir. Ülkemizde üzüm çekirdeği tozu daha fazla ilgi görmesine rağmen giderek üzüm çekirdeği yağına olan talep de artmaktadır. Üzüm çekirdeğinin yararları hakkında olumlu araştırma sonuçları ortaya çıkmaya başladıkça üzüm çekirdeği içeren ürün çeşitleri de artmaya başlamıştır.
Üzüm çekirdeği yağı linoleikasit ve oleik asit diye bilinen doymamış yağ asitleri bakımından zengindir.
Üzüm Çekirdeği Yağı Faydaları Nelerdir?
Üzüm çekirdegi yağı içeriğindeki E vitamini ve omega 6 kolesterol sağlığı açısından faydalıdır.
Üzüm çekirdegi yagı kızartma ve salatalarda da kullanılmaktadır. Yanma derecesi 250 derecedir. Zeytinyağının yanma sınırı ise 120 derecedir. Bu yüzden kızartma gibi yüksek dereceye ihtiyaç duyulan yemeklerde öncelikli olarak tercih edilmektedir.
1 yemek kaşığı yaklaşık 120 kcal dır. Ancak pişirme esnasında diğer yağlardan daha az kullanıldığı için kilosuna dikkat edenler açısından tercih nedeni olabilir.
Üzüm çekirdeği yağı cilt için koruyucu etkilerde bulunur. Değerli bir cilt bakım üründür. Üzüm çekirdeği yağının faydaları cilt kırışıklıklarını giderici ve cilt sarkmasını önleyicidir. Aromaterapi de masaj yağı olarak kullanılır.
Üzüm çekirdegi yagı masaj yağı olarak, saç vücut el dudak kremlerinde ve güneş yanığı ürünlerinde kullanılır.
Masaj olarak eklem ağrılarında kullanılması üzüm çekirdeği yağının bir diğer faydasıdır.
Saç dökülmesini önleyici etkisi vardır.
Üzüm çekirdeği yağı nasıl kullanılır?
Dahili olarak yemeklerde salatalarda kullanıldığı gibi, günde 1-2 çay kaşığı almak şeklinde de tüketilebilir.
Üzüm çekirdeği yağı kapsül olarak da satılmaktadır. Günde 1 kapsül alınır.
Harici olarak masaj yağı şeklinde kullanılır.
Üzüm çekirdeği yağı alırken katkı ve koruyucu madde içermeyen ürünleri tercih edin.

Üzüm çekirdek yağı ‘nın kokusu ve rengi, iklim koşulları, yetiştiği toprağın özelliğine ve kurutulma şartlarına göre farklılık gösterebilir.
Çörek Otunun Faydaları
Modern tıbbın ilgisini çeken çörek otunun birçok faydası bulunmaktadır. Ancak yıllardır yapılan araştırmalar çörek otunun tam olarak nelere iyi geldiği konusunda bir sonuca varamamıştır. Yapılan araştırmalar göz önünde bulundurulduğunda çörek otunun şu yönde faydaları olduğu gözlemlenmiştir;Çörek otunun faydaları aşağıdaki gibidir:
* Çörek otunun yüksek tansiyonu tedavi edebildiği belirlenmiştir.
* Alerjiye karşı etkili olduğu bilinmektedir.
* Kanser hücrelerine karşı savaşır, hatta durdurur ve iyileşme sağlar.
* AİDS virüsüne karşı önleyicidir.
* Bağışıklık sistemini düzenleyici etkisi vardır.
* Sinir sistemini koruyucudur ve antioksidan özellik taşımaktadır.
* İsal olan hastalar için faydalıdır, çünkü isali önler.
* Astıma karşı iyi geldiği yapılan deneyler sonucu belirlenmiştir.
* Vücutta iltihap oluşumuna karşı iyi geldiği gözlemlenmiştir.
* Şeker hastalarına karşı tedavi amaçlı kullanılabilir. Diyabeti tedavi edicidir.
* Kalp ve damar koruyucu olarak etkilidir.
* Kolestrol düşürücü olarak etki eder.
* Mide ve böbrek rahatsızlıklarında tedavi edici özellik taşır.
* Kanın pıhtılaşmasını önleyici olduğu yapılan deneylerde görülmüştür.
* Romatizmaya karşı etkilidir. Hem tedavi ettiği hem de önlediği belirlenmiştir.
* Göğüs hastası olan kişilerde tedavi amaçla kullanılmaktadır.
* Çocuk hastaların cilt rahatsızlıklarında etkili olarak kullanılmaktadır.
* Zehirlenme gibi ciddi vakalarda kullanıldığı bilinmektedir.
* Vücuda enerji verir ve cinsel gücü arttırarak zinde olmanıza yarar.
* Rahat bir uyku için faydalıdır.
* Eğer bünyenizde bir solucan varsa bunun atılmasında etkilidir.
* Sivilcelere karşı iyi gelmektedir.
* Bal ile birlikte karıştırılarak tüketildiği zaman öksürüğü kestiği görülmüştür.
* Vücuttaki zehirleri atarak metobolizmaya karşı etkilidir.
* Alerjiyi önlemektedir.
* Vücudun savunma mekanizmasını korur.
* Baş ağrısının geçmesini sağlar.
* Yüz ve ağız felçlerine karşı koruyucudur.
* Unutkanlığa iyi gelmektedir.
* Baş dönmesine karşı kullanılabilir.
* Böbrek taşlarına karşı kullanılabilir.
* Hormonların doğru çalışmasını sağlar.
* Kısırlıkta işe yaradığı bilinmektedir.
Çörek Otu Yağının Faydaları
* Mantar gelişmesini önlediği gibi mikropların üremesini ve aktif olarak vücuda zarar vermelerini de engellemektedir.
* Antimikrobik olarak etki göstermektedir.
* Düz kasları gevşetici olarak faydalıdır. Bu nedenle çeşitli kas spazmalarında etkili olarak kullanılmaktadır.
* İştah açıcıdır.
* Hemoroitte oldukça etkilidir.
* Egzama hastası için deriye sürüldüğü zaman kısa sürede iyileşme sağlar.
* Diş ağrılarında tedavi edici bir rol üstlenmektedir.
Çörek Otu Tohumlarının Faydaları
* Regl döneminde olan genç bayanların çörek otu yemesi halinde adet kanamasını uyardığı bilinmektedir.
* Emziren bayanların çörek otu tohumu yediği zaman sütleri artmaktadır.
* Tansiyonu düzenlediği gibi aynı zamanda yağ metabolizması üzerinde de oldukça etkilidir. Bu sayede kan lipid seviyesini düzenlemektedir.
* Farenjite iyi gelmektedir.
* Grip ve paralizi denilen rahatsızlıkların tedavisinde kullanılmaktadır.
* Karın ağrısı ve çeşitli rahatsızlıklarda da çörek otu tohumu kullanılmaktadır.
Çörek otunun gerek tohumu gerek ise yağı görüldüğü gibi birçok derde deva olmaktadır. Bu mükemmel çörek otundan sizler de faydalanabilirsiniz. Tabi tüketiminin düzenli olarak yapılması gerekiyor.
Çörek otunun faydaları Peygamber Efendimiz’in de sözleri ile önemle belirtilmiştir: “Hiçbir hastalık yoktur ki, çaresi şu kara tanede bulunuyor olmasın. Ancak ölüm bundan müstesnadır.”
Hastalıklara Göre Çörek otunun Kullanım Şekilleri;
Astım ve Bronşiyal Problemler (Uzak Doğu, Orta Doğu ve Malezya)
Kahve içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır. Günde iki defa alıır. Aynı zamanda, her gece Çörek otu yağı ile göğüs ovulur ve kaynar su içindeki Çörek otu yağının buharı nefesle içeri çekilir.
Sırt ağrısı ve diğer Romatizma çeşitleri (Orta Doğu ve Malezya)
Az bir miktar Çörek otu yağı hafifçe ısıtılır ve daha sonra romatizmalı alan yoğun bir şekilde sıvazlanır. Günde üç defa da yağdan bir çay kaşığı içilir.
Şeker Hastalığı (Hindistan)
Bir fincan bütün Çörek otu, bir fincan su teresi veya hardal tohumu, yarım fincan nar kabuğu ve yarım fincan şahtere otu karıştırılır. Toz haline getirmek için mikserden geçirilir. Bir ay boyunca, Hergün kahvaltıdan önce bir çay kaşığı Çörek otu yağı ile birlikte bir çay kaşığı karışım alınır.
İshal (Hindistan ve Orta Doğu)
Bir fincan yoğurt ile bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır. Belirtiler kayboluncaya kadar karışımdan günde iki defa içilir.
Kuru Öksürük (Orta Doğu ve Kuzey Afrika)
Kahve içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır ve günde iki defa alınır. Göğüs ve sırt Çörek otu yağı ile ovulur.
Grip ve Burun Tıkanıklığı (Genel)
Herbir burun deliğine 3-4 damla Çörek otu yağı akıtma, burun tıkanıklığını ve kafanın soğuk algınlığı ızdırabını giderebilir.
Saçın Kırlaşması(Genel)
Çörek otu yağı ile düzenli bir şekilde saçlara masaj yapılması, saçların erken kırlaşmasını önleyebilir.
Saç Dökülmesi(Hindistan ve Orta Doğu)
Kafa derisinin tamamına limonu darbeli bir şekilde sürün ve takriben 15 dakika böylece hareket edin. Sabunlayın. Durulayın ve saçların tamamını kurulayın. Daha sonra Çörek otu ile kafa derisinin içine masaj yapın. Kahve veya çaya bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırarak için.
Saman Nezlesi (Orta Doğu)
Bir yemek kaşığı Çörek otunu bir bardak limon suyuna karıştırın. Belirtiler giderilinceye kadar, günde iki kez alın.
Baş ağrısı (Genel)
Alın ve kulaklara yakın yüz kısımları Çörek otu yağı ile ovulur ve kafa bandajlanır. Aynı zamanda bir çay kaşığı Çörek otu kahvaltıdan önce alınır.
Sağlıklı Cilt (Hindistan)
Bir çorba kaşığı Çörek otu yağı ile bir çorba kaşığı zeytin yağı karıştırılır. Bu karışım ile yüz ovulur ve en az bir saat böyle devam edilir. Sabunla yıkanır ve durulanır.
Yüksek Tansiyon (Hindistan)
Kahvaltıdan önce her sabah iki diş sarmısakla birlikte herhangi bir içeceğe bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırarak alın. Çörek otu yağı ile bütün vücudunuzu ovun ve üç günde bir kez 1.5 saat güneş ışınlarına maruz bırakın. Bu işlemlere bir ay devam edin.
Uyuşukluk ve Yorgunluk (Türkiye)
Bir bardak saf ve taze portakal suyu ile bir çorba kaşığı Çörek otuna her sabah 10 gün boyunca devam edilir.
Hafıza Düzeltme (Orta Doğu)
100 mg kaynatılmış nane içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır ve 15 gün içmeye devam edilir.
Kas Ağrıları (Genel)
Ağrıyan yerler Çörek otu yağı ile ovulur.
Sinirsel Tansiyon Stresi (Hindistan)
Bir fincan çay veya kahve ile bir çay kaşığı Çörek otu günde 3 kez alınmaya devam edilir.
İktidarsızlık (Genel)
200 g zeytin yağlı öğütülmüş Çörek otu tohumu, 100 g günlük, 50 g Çörek otu yağı, 50 g zeytin yağı, 200 g saf bal güzelce karıştırılır. Her öğünden sonra bir çorba kaşığı alınır.
Uyku Bozukluğu (Genel)
Balla karıştırılmış herhangi bir sıcak içeceğe bir çay kaşığı Çörek otu yağı ilave edilip akşamları içmeye devam edilir.
Diş ağrısı ve Diş eti iltihabı (Genel)
Önce sirke ile birlikte Çörek otu tohumları pişirilir. Çörek otu yağı ilave edilir. Diş ağrısı ve diş eti iltihabını gidermek için bu karışımla ağızda gargara yapılır.
Ülserler(Yaralar) (Endonezya ve Hindistan)
Ateş üzerinde Çörek otu tohumları kavrulur. Süsen kökü yağı ile veya kına bitkisi yağı ile karıştırılır ve merhem haline getirilir. Daha sonra cerahatlı yaralar üzerine yayılır. Sonra sirke ile muamele edilerek yıkanır.
Helilenin bellibaşlı iki türünden bahsedilir:Kara ve Sarı helile 

Kara helile,helile meyvesinin körpeyken toplanmış haline;Sarı helile ise olgunlaşmış ama biraz turfanda haline denir.

Kitaplarda bir de Kabili helileden bahsedilir bu da tam olgunlaşmış helileye denir.Kabili helile tarih boyunca beynin gücünü arttırmak için kullanılmıştır.
Helile ayrıca anti inflematuar (yani yangı giderici )dır.Birçok hastalıkta inflame dokular ön plandadır.Mesela pişik,sinüzit,romatizmal hastalıklar,mikrobik rahatsızlıklar vs.Bir türlü geçmeyen pişiğiniz varsa helilenin 5-6 günde geçirdiğini görebilirsiniz,yine saydığım hastalıklar ve daha yüzlercesini ya hafiflettiğine ya da tamamen iyileştirdiğine şahit olabilirsiniz.
Kalbi güçlendiren bitki  Helile:
Helile kardiyotoniktir(kalbi güçlendirici),
Terminalia bitkisi kalbi uyaran bileşikler içermektedir.
Afrodizyaktır(cinsel istek ve hazzı arttırıcı),ve restoratif yani vücudun yapım fonksiyonlarını destekleyici,flatulansa karşı etkili (barsaklarda aşırı gaz olması), kabızlığa karşı,hemoroid (basur) ,öksürük ve soğuk algınlığına karşı etkilidir,antihelmintik (barsak parazitlerinden helmintlere yani tenyalara karşı etkili )dir.
Adaptojen bir bitki Helile:
Helile adaptojendir,örneğin sıcaktan soğuğa insanın uyum sağlama yeteneğini arttırır,ya da yorgunluk gibi vücudu strese sokan hallere dayanmayı sağlar ya da açlığa dayanmayı sağlar.
Karaciğeri koruyan bitki Helile:
Hepatoprotektivdir yani karaciğer sağlığını korur.
Antipiretiktir yani ateş düşürür.
Spazm gidericidir.
Ekspektorandır,balgam varsa temizler.
Antiasthmatiktiir,astıma karşı yararlıdır.
Virüslere karşı Helile:
Helile antiviraldir ;Ki virüsler vücudumuzda birçok yere yerleşip latent yani belirtisiz olarak varlıklarını sürdürebilirler,belirtiler ya yok ya da çok hafif olsa da insan sağlığını ileri derecede bozabilir,kansere kadar ilerleyebilir.Son çalışmalar Helilenin Herpes Simplex Virüse(HSV) etkili olduğunu göstermiştir yine dikkate değer bir şekilde HIV virüsünü inhibe edebilmektedir.
Helile antitümör etkilidir yani kansere ve kanser gelişme riskine karşı etkisi vardır.
Helile hypoglycemiktir,şekerin yükselmesini engeller,diyabete karşı korur.
Yemeklerden önce alınan helile sindirimi uyarır,
Eklem kireçlenmesine karşı Helile:
Terminalia chebula hidroliz özelliği gösteren tanenler olan chebuline,chebulagic asit,gallic asit gibi maddeler vasıtasıyla anti artritik etkiye sahiptir.
Dünya Sağlık Örgütü’nün raporlarına göre 65 yaş üstündeki kişilerin yaklaşık %25’inde bu hastalığa bağlı ağrı ve fonksiyon kaybı vardır. 
Kas Geliştirmek İçin
Kara ve Sarı  Helile kas yapıcı yiyecekler arasında sayılmaktadır.
Helile antianaflaktiktir.
Anaflaktik reaksiyon vücudun herhangi bir maddeye karşı aşırı allerji göstererek ölümle sonuçlanan bir reaksiyondur.Bu bazı besinler olabildiği gibi arı sokması gibi nedenlere de bağlı olabilir,normalde arı zehirleri öldürücü değildir ama anaflaktik reaksiyon oluşursa öldürücü olur.
Zekayı geliştirmek,beyni güçlendirmek için:
Helilenin bu özelliği  üzerinde binlerce yıldır durulur.
“Kanun” 1.Cilt kitabında İbn-i Sina da bu özelliğinden bahsetmiş.
Yemeklerle alınan helile zekayı arttırır,duyuları besler ve sindirim ve genitoüriner sistemi (üreme ve
idrar yolları ) temizler.Genitoüriner sistemde zararlı patojenler subakut  ve latent olarak yani uzun süreli ve belirti vermeden üreyebilmektedir bilhassa kadınlarda latent (uzun süreli ve belirtisiz) üreyen mikroplar yaygındır.Yine genitoüriner sistemde bir çok toksin birikebilmektedir.
Helile uyanıklığı arttırır ve merkezi sinir sistemini restore edici etkisi vardır.
Hafızayı da geliştirmektedir.
Biraz helile meyvesi çiğnerseniz hemen kısa bir süre içerisinde zihin üzerinde etkili olduğunu ve uyanıklığı arttırdığını gözleyebilirsiniz.
Bilimsel makalelerde ;in vitro yürütülen çalışmalarda bu bitkinin acetylcholinesterase’ı inhibe edici özelliği olduğu güçlü bir şekilde desteklenmektedir.Kolinerjik aktiviteyi arttırmak için denenen
değişik yaklaşımlar içerisinde en başarılısı asetilkolinesteraz (AChE) ‘ın engellenmesidir(beynimizde öğrenme ve hafıza faaliyetleri asetilkolin denen madde aracılığıyla yürütülür;Bu  maddeyi yıkan enzim asetilkolinesteraz’dır ,bu enzim engellenirse asetilkolin artar ve beynin fonksiyonu ve hafıza yeteneği güçlenir) 
Yine aynı makalede,yürütülen çalışmalarda helilenin antibakteriyel,antikanser ve antimutajenik özellikleri olduğu gösterilmiş.
ZERDECAL
Yemeklerde kullanımı
Yararları sayısız olan yan etkisi ise hiç olmayan bu baharatı mutfaklarda baş köşeye koymamız gerek. Her türlü yemeğe, çorbaya ve atıştırmalığa ve salataya ekleyebilirisiniz. Bitki çaylarına da eklenerek zerdeçalın faydalarından yararlanabilirsiniz.
Zerdeçal yemeklere hafif acı ve hoş bir tat verir.
Yoğun sarı rengi göze hitap eder.
zerdecal yemeklerde kullanimi Hindistan’ın Kutsal Baharatı mucize bitki zerdeçalın faydaları
Kaynayan her tencereye bir tatlı kaşığı koymayı alışkanlık edinebilirsiniz.
Böylece yemeklerde fark edilir bir tat değişimi olmadan mükemmel bir hastalık önleyici ve tedavi edici yola girmiş olursunuz.
Dolmadan köfteye, kısırdan böreğe, makarnaya ve pilava kadar her yemeğe yakışır.
Çeşitli bitki çaylarını demlerken bir tutam zerdeçal eklenebilir.
Süte ekleyebilirsiniz
Kimyasal bileşikleri;
Bitkinin rizomları % 5 oranında bir boyar madde taşır. Kurkuminoit adı verilen ve diaril heptan türevi maddelerin bir karışımı olan bu boyanın içinde en fazla miktarda bulunan, kurkumin adı verilen ve diferoylmetan yapısındaki bileşiktir.
Bitkinin gene rizomlarında bulunan uçucu yağ ise çoğunlukla seskiterpenler, seskiterpen ketonlar ile monoterpenleri taşır. Uçucu yağın %25′ni zingiberen adı verilen bir seskiterpen yapısındaki bileşik oluşturur.
Bitki % 45 – 55 kadarda nişasta taşır.
Zerdeçalda bulunan diğer iki curcuminoit çeşitleri de desmetoksicurcumin ve bis-desmetoksicurcumindir.
Uçucu Yağ %5
seskiterpen keton olarak % 65 ar-turmeron içerir.
% 25 zingiberen
felandren
sabinen
sineol
borneol içermektedir.
Pigment
Heptanoitler
Kurkumin
Demetoksikurkumin
Bisdemetoksikurkumin
Diasetil kurkumin-Diasetilbisdemotoksikurkumin
Turmerin -Turmerol
Metoksilat kurkumin içermektedir
Zerdeçal nerelerde yetişir?
Hindistan, Çin ve Bangladeş, Güney Asya, Endonezya, Java, Sumatra, Haiti, Filipinler olmak üzere Asya’nın tropik bölgelerde yetişir. Ülkemizde yetişmez.
Çin’de ve İran mutfağında yaygın olarak kullanılır.
Zerdeçal neden ‘Kutsal Toz’ olarak bilinir?
Hindistan’ın çok kişi tarafından bilinen tanrısı Shri Ganesha’nın zerdeçal hamurundan yapıldığı söylenir. Shri Ganesha’nın dünyaya geldiği gün Ganes Jayanti olarak coşkulu şenliklerle kutlanır.
hint tanri ganesha1 Hindistan’ın Kutsal Baharatı mucize bitki zerdeçalın faydaları
İnanışa göre Tanrıça Parvati banyo yapacağı zaman rahatsız edilmemek için kapıya bir nöbetçi koymak ister. Sadece kendisinin isteklerini gerçekleştirecek, kendisine adanmış bir nöbetçiyi kendi vücudundan ovarak çıkardığı zerdeçal tozu ile yapar ve banyonun kapısına nöbetçi olarak koyar. Bu oğlan, ezeli çocuk Shri Ganesha’dır.
Shri Ganesha masumiyeti, çocuksu neşeyi, saflığı, Anne’ye adanmışlığı ve bilgeliği sembolize eder.
Zerdeçal, Hindistanın bahar festivali Holi gibi şenliklerde ve dinsel törenlerde yoğun olarak kullanılır. Holi’de süs olarak vücuda zerdeçal macunu sürülür.
Bunun sebebi temel olarak zerdeçalın Shri Ganesha ile olan ilgisidir.

Sari ve diğer hint kıyafetlerini boyamakta da kullanılır.

köri bitkisi
. Daha çok asya mutfağında kullanılan köri bizim ülkemizde henüz yaygın olarak kullanılmıyor. körinin içinde ne var şifalı bitkiler köri nedir kürü hangi rahatsızlığa faydalıdır nelere iyi gelir ne işe yarar hastalık tedavi edici iyileştirici özellikleri ve zararları nelerdir
körinin içindekiler : körinin içindeki baharatlar, köri zerdeçal, zencefil, kimyon, karanfil, kişniş, kakule hintcevizi, acı kırmızı biber ve demirhindi
körinin faydaları : yararları vücuttaki biriken zararlı maddeleri atar. Hazım ve karaciyer sorunlarınada oldukça faydalıdır. Safra kesesi hastalıklarındada kullanılır. Soğuk algınlığı, çıban, epilepsi, astım, baş dönmesi gibi hastalıklarda hastalara yardımcı olduğu gözlenmiştir. doyurucu özelliği oldugundan zayıflamaya etkilidir. Çok fazla köri tüketen kişilerin kansere yakalanma oranını düşüktür. Körinin içinde yer alan maddenin kanserin ilerlemesini durdurucu özelliği vardır. bağırsak kanserinde etkilidir.
köri nasıl kullanılır : Bu bitkinin kullanımı her türlü yemeğinizde de rahatlıkla kullanabilirsiniz hatta bebeklerinizin yemeklerinde de kullanabilirsiniz hoş kokusu ve tadı size vacgeçemeyeceğiniz bir lezzet sunacaktır. Kullanımıda çok basittir bu mucize bitkiyi mutfağınızdan mutlaka eksik etmeyin. köri ile zayıflama özellikle kilo sorunu yaşayanlara yönelik olarak doyurucu özelliğiyle zayıflama sağlaması beraberinde sindirim sindirime yardımcı olması ilk sıralarda yer almaktadır. köri çay ile birlikte kullanıldığında zayıflamaya etkisi olmasının yanında özellikle bağırsak kanseri başta olmak üzere kanser türlerine karşı olumlu etkileri bulunmaktadır.
köri nasıl tüketilmeli : yetişkinlerin yemeğine 1 tatlı kaşığı ve 2,8 yaş arası çocuklara ise 1 çay kaşığı koymanız yeterlidir. Yetişkinler isterlerse 1 su bardağı kaynamış suya 1 tatlı kaşığı köri koyup, 10 dakika demleyip köri çayı olarak içilir.
körinin zararları ve yan etkileri : Bilinen ciddi herhangi bir yan etkisi yoktur.
Köri,birçok baharatın karıştırılmasıyla elde edilen bir karışım baharattır. Güneydoğu Asya ve Hindistan’da yaygınca kullanılmaktadır. Serin, karanlık ve kuru yerlerde saklanarak tazeliği korunmaktadır. Körinin içinde kimyon, biber, zerdeçal, kişniş, karanfil, kakule, zencefil, hintcevizi, demirhindi ve acı kırmızı biber bulunmaktadır.
Köri, yoğurt, limon suyu ve sarmısakla bir karışım hazırlayarak kırmızı et veya tavuk yemeğinin üzerine sos yapabilirsiniz.
Köri baharatında bulunan bir maddenin, kanser hücrelerini öldürebildiği belirtililiyor
Cork Kanser Araştırma Merkezi bilimcileri, köri yapımında kullanılan zerdaçalın etken maddesi “kurkumin”in laboratuvar ortamında yemek borusu kanseri hücrelerini öldürdüğünü saptadı.

Dr. Sharon McKenna ve ekibi, kurkuminin kanser hücrelerini 24 saatte öldürmeye başladığını gördü.